Türkiye’de neredeyse her gün yeni bir asansör kazası haberiyle karşılaşıyoruz. Kimi zaman apartmanlarda, kimi zaman hastanelerde ya da kamu binalarında…
Son olarak Mersin'in Tarsus ilçesinde bir apartmanın 7'nci katında halatı koparak zemine çakılan asansörün kabinindeki Pelin Kıyga (27) hayatını kaybetti haberi hem hepimizin içini yaktı hem de asansör kâbusunu yeniden canlandırdı.
Yaşanan feci olay şöyle gelişti; Belediye personeli Pelin Kıyga'nın işe gitmek için evden çıktıktan sonra 7'nci katta bindiği asansörün halatı koptu. Kıyga'nın bulunduğu kabin, zemine çakıldı. Binada oturanların ihbarı üzerine adrese sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kabinden ağır yaralı halde çıkarılan Pelin Kıyga, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Burada tedaviye alınan Kıyga, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Yaşanan bu son olayla birlikte insanların en güvenli şekilde yukarıya ya da aşağıya inmesini sağlaması gereken sistem, ne yazık ki bizde ölüm ve yaralanma haberleriyle anılır oldu. Peki, neden asansörler hâlâ düzgün çalışmıyor?
Öncelikle bakım ve denetim eksikliğini göz ardı etmemek gerekiyor. Çoğu apartman yönetimi ya da site sakinleri, asansör bakımını “ekstra masraf” gibi görüyor. Düzenli ve yetkin firmalarla yapılması gereken bakımlar, ya hiç yapılmıyor ya da göstermelik belgelerle geçiştiriliyor. Ucuz maliyet uğruna güvenlikten taviz verilmesi, kazaların da en büyük sebebi.
Bir diğer sorun da denetim mekanizmalarının yetersizliği. Belediyeler ve ilgili kurumlar her ne kadar yıllık kontrolleri zorunlu kılsa da, bu kontroller çoğu zaman formaliteye dönüşüyor. Kağıt üzerinde “uygun” görülen bir asansör, gerçekte vatandaşın canını tehlikeye atıyor.
Üçüncü mesele ise farkındalık eksikliği. İnsanlar asansörün periyodik bakım fişini görmezden geliyor, uyarı etiketlerine dikkat etmiyor. Oysa asansör de tıpkı bir araba gibi düzenli bakıma muhtaç bir makine. Nasıl ki muayenesi yapılmamış bir araca binmek tehlikeliyse, bakımı yapılmamış asansöre binmek de aynı ölçüde riskli.
Asansör kazaları korkutmuyor çünkü maalesef toplum olarak her felaketi kanıksıyoruz. Haberlere yansıyan birkaç kaza, birkaç gün konuşuluyor; ardından gündem değişiyor. Ancak bir gün o asansör, bizim ya da sevdiklerimizin üzerine kapandığında, işte o zaman farkına varıyoruz.
Türkiye’de asansörlerin düzgün çalışmamasının temelinde ihmal, ucuz iş anlayışı ve denetim zafiyeti yatıyor. Can güvenliği, hiçbir şekilde maliyete feda edilemez.
Asansörler, modern şehir yaşamının vazgeçilmeziyse, güvenliği de aynı ölçüde zorunluluktur. Unutmayalım; bu ihmal zinciri kırılmadıkça asansör korkusu da hiç bitmeyecek.