Kurbanlar kesildi. Etler dağıtıldı.
Eş dost, hısım akraba, konu komşu ziyaretleri yapıldı.
Büyük bir heyecanla bu bayramın gelmesini beklerken, bayramdan önce kurbanlık koyununu, keçisini temin edenler ya da büyükbaş kurban ortaklıklarında yerlerini alanlar, kutsal görevlerinin gereğini yerine getirdiler.
Buraya kadar her şey güzel…
Sonrasında da görevlerimizi yerine getirsek çok daha güzel olacaktı. Sizler görüntüleri gördünüz mü bilmiyorum, ama ben o görüntüleri görünce kendimden utandım!
Adana’da sulama kanallarına, Seyhan Nehri’ne ve çöplere atılan kurban derileri, sakatatları ve artıkları mide bulandırdı.
Bir laf vardır; “Her şeyi devletten beklemeyin!”
Ben de şöyle söyleyeyim; “Her şeyi belediyeden beklemeyelim!”
Biraz kendimize çeki düzen verelim. Çöp konteynerlerine, sulama kanallarına, Seyhan Nehri’ne, boş arazilere kurban derileri, sakatatları ve artıkları atılır mı?
Kendimizden utanmalıyız!
Önce evimizin önünü biz süpürelim, sonra belediyeden temizlik isteyelim.
Tamam, belediyelerin temizlik konusunu en çok eleştirenlerden biri benim, ama bu başka bir şey. Hiç bir şekilde kurban derileri, sakatatları, artıkları yola, sokağa, çöpe atılmamalıydı.
Adana’yı kurban ettik biz!
Sulama kanallarına kurban sakatat ve artıkları atıldı. Mahalle sakinleri, kötü koku ve sağlık tehdidinden dolayı isyan etti.
Kurban Bayramı'nın 3. gününde Adana'dan mide bulandıran görüntüler geldi. Kurban Bayramı'nda kurban kesen bilinçsiz vatandaşlar, Yüreğir İlçesine bağlı Akarcalı Mahallesi’ndeki sulama kanallarına kurban sakatatları attı.
KURBAN SAKATATLARIYLA DOLUP TAŞTI
Akarcalı Mahallesi’nde sulama kanalları kurban sakatatları ve artıklarıyla dolup taştı. Kurban derisi, iç organları başta olmak üzere birçok artık atılan kanallarda kötü koku oluştu.
Doğal olarak bu ibadeti yerine getirenlerin kendi aileleri, akrabaları, komşuları da paylaşımdan paylarını aldılar. Verilen alınan etler sayesinde ilişkiler yenilendi, güçlendi.
İyi ki önemli dini bayramlarımızdan olan Kurban Bayramı’nın, kurban ibadeti var ve iyi ki o ibadete gösterilen ilgi her geçen yıl daha da artıyor.
Kurban sayesinde insanoğlu yüzünü ve yüreğini aydınlığa, fedakârlığa, merhamete, iyiliğe çevirdikçe, karanlıklar aydınlanıyor. Kurban ikliminde ihtiyaç sahiplerine ulaşan iyilikler geri dönüp, o iyilik yapanların yüreğini daha bir aydınlık kılıyor.
***
Sonunda bayram bitti ve hepimiz yüzümüzü dünyanın gerçek gündemlerine döndük.
Bu günlerde Kurban Bayramı bilinci taşıyan, Kurban Bayramı ile bir şekilde ilgisi bulunan herkesin birinci gerçek gündemi hiç kuşkusuz Filistin. Sadece onların değil, dünyanın dört bucağındaki her kültürden vicdan sahibi insanların da gerçek gündemleri Filistin.
Gündem Filistin, çünkü Kurban Bayramı boyunca da aç, açıkta, perişan yüzlerce Filistinli dünyanın kanun kural dinlemeyen, kutsallara saygı duymayan terör devleti tarafından katledildi.
Dünya Kurban Bayramı süresince uydu ve internet haberleşmesi sayesinde iki farklı eylem türüne tanıklık etti.
Bir yanda kesip dağıttıkları kurban etleri ile yoksullara can suyu olan, insanlığın geleceği bakımından ümit veren Müslümanlar; diğer tarafta da bir türlü kana doymayan, Filistinlilerin topraklarını gasp etmek için 77 yıldır her yolu kullanan; 4 günlük bayram süresince de uçaklardan atılan bombalarla çocuk, kadın, yaşlı, gazeteci, doktor demeden yüzlerce insanı katleden ve uygulamakta oldukları abluka ile insani yardımların ulaştırılmasını engelleyen, bunları yaparak insanlığın geleceğe dair ümitlerini yok eden terör devleti ve onu koruyup kollayan kör, sağır, vicdansız destekçileri vardı.
Dünyanın her yerinde olup bitenleri protesto eden vicdan sahibi kalabalıklar ayağa kalkmaya devam ederken, pek çok ülkede yönetimi ellerinde tutanlar olup bitenlere tepkisiz kalmakla yetinmiyor. Güvenlik güçlerini protestocuların üzerine salıyorlardı.
Son olarak da Gazze’ye sembolik miktarda insani yardım malzemesi taşıyan silahsız Madleen adlı teknedeki dünyanın farklı ülkelerinden 12 aktivist, bayramın son günü Filistin’e ulaşmadan uluslararası sularda terör devletinin hedefi oldu.
Bugün itibariyle hala insanlık değerleri çatırdamaya, dökülmeye devam ediyor.
Karanlık alabildiğine artmış durumda.
Dünyada yeni hareketlenmeler var. Dünya kaynıyor. Zulme karşı yeni etkinlikler, yeni eylemler gündemde.
Kalabalıkların ümidi odur ki, aydınlığın şafağı kendini göstermeye hazırlanıyor.