ABD’nin son günlerdeki çıkışlarını ve kahraman ordumuzun başlattığı ‘AFRİN’ harekatını nasıl değerlendirdiklerini, verdikleri demeç ve söylemlerde, kimi zaman üzüntüyle, kimi zaman hayretle izliyoruz. Dünya lideri olduğunu iddia eden süper güç, kendi kendine çelişiyor.

ABD yönetimi, hem Türkiye’ye, hem de dünyaya, hatta kendi vatandaşlarına yalan söylüyor. Kürtlere de yalan söylüyor. Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti derken de yalan söylüyordu.

Dün, orada bir ordu kurduğunu söylüyordu, bugün tersini söylüyor. Sözleri ve eylemleri birbirine uymuyor.

ABD’nin söylemediği, orada bir başka gerçek daha var. Şu Matruşka denen Rus oyuncakları gibi. PYD, PJK işin kandırmacası. Onları mayınlı tarlaya sürüyorlar, ama onların oradaki asıl tabii müttefikleri Hristiyan milisler. ABD orada bir “Haçlı ordusu” örgütlüyor. Bu gerçeği gören PKK’lılar, PYD’liler yavaş yavaş bu ihanet çemberinden kurtulmaya çalışıyorlar. Güya Marksist bir örgüttüler. Güya “Bağımsız Kürdistan” için savaşıyordular…!!!

FETÖ sempatizanları da gelinen noktada, yavaş yavaş aynı gerçeğin farkına varmaya başladılar.

ABD de bu gidişatın farkına vardı. Yarın HDP’nin, PKK’nın yalanlarına kanan Kürtler aldatıldıklarını düşünüp saf değiştirebilirler..

Bu süreçte bu durum bütün çıplaklığı ile ortaya çıktı..ABD’yi korkutan da bu. ABD bir yandan PKK-PYD üzerinden “Kürt kartı”nı elinde tutmak istiyor, öte yandan müttefiki Türkiye’yi doğrudan karşısına almak istemiyor. Bunun faturasının ağır olacağını biliyor. Ankara’daki, hükümet çevresindeki “yakın temas halinde oldukları adamları” üzerinden, Beştepe’yi dizginlemelerine fırsat ve zemin oluşturmak için “geri adım” mesajları veriyor.

Şunu görelim: Batılıların “ilkeleri” ya da “dostları” yok, “çıkarları” var. Onlar için gayeye giden her yol mübah. 15 Temmuz’daki ABD nerede duruyorsa bugün de orada duruyor..

ABD, gelen günlerin, geçen günleri arattığının farkında. Onun için de elini çabuk tutmak istiyor. Ama o zaman da daha çok hata yapıyor.. İçeride ve dışarıda giderek yalnızlaştıklarının farkındalar. Nitekim, ABD’NİN saygın dergilerinden ünlü ‘TIME’ dergisi, Başkan Donald Trump’ın çelişkili politikalarını eleştiren bir kapak yaptı. ABD’NİN yalnızlığını belgeleyen bir kapak yayımladı. Başkan Trump, çizdiği zikzaglar ve eylem, söylem farklılıklarıyla, ABD’yi dünya genelinde yalnızlaştırıyor. ABD’nin geldiği noktayı, ‘TIME’ son sayısına kapak yapabiliyor..Ve kapak başlığı :’’ ABD tek başına.’’ Kapak bu ifadeyle yayımlandı ama, dergide yar alan yazıda da, ABD’nin küresel prestijini kaybettiği, bu nedenlede dünyanın yeni bir lider aradığı ifade edilmektedir.

Suriye’yi takan yok da, Rusya ne der? Bu onlar için önemli. AB ülkeleri, özellikle Fransa, İngiltere ve NATO ne der..

Suudilere, Mısır’a bir şey demesi gerek ki, onlar da onu halklarına söylesinler. Öte yandan bu yalanın inandırıcı olması gerek. Ama bu işin inandırıcı tarafı da kalmadı artık. Tabi bölgede bir operasyona kalkışırken “Yahudi Lobisi”ni de dikkate almanız gerekir, iç muhalefeti de.

Artık BM’yi ciddiye alan kalmadı..

Bakın, ABD bugün kapsamlı bir “kuşatma harekâtı” için düğmeye basmış durumda. Tek sorun Afrin değil. PYD-PKK değil, HDP değil.. Baharla birlikte, daha önce denedikleri gibi dar sokakla hendek kazarak “Kanal savaşı” için PKK yedekte bekletiliyor. Dikkat ederseniz bu günlerde hiç sesleri çıkmıyor. Belki seçimlerde HDP’nin CHP ile koalisyon kurması gerekecek. Onun için PKK ve HDP’nin sessizliğini koruması gerekiyor. Canlı bomba,DEAŞ’a ihale edilecek gibi, suikast işi de FETÖ’ye. Güneyden gelenler olmadı, şimdi Kafkas ve Balkanlar üzerinden deneyecekler.. Bu plânların hepsinin içinde ABD/CIA var.

Bunların asıl hedefi Suriye değil, Türkiye…!!! Bunu görelim artık... Kendi gelecekleri için bunu zorunlu, vazgeçilemez görüyorlar. Bu konu bizim için de onlar için de “Beka sorunu”. Bu durumda bir ipte iki cambaz oynamayacağı çok açık. Bizim gücümüz ve şansımız şu: Önce ve mutlak anlamda Milletimiz kenetlenmiş, birleştirmişvaziyettedir. Mazlumdan yanayız. Haklıyız ve güçlüyüz. 80 Milyon tek yürek vaziyetteyiz. Tamam, ABD daha güçlü gibi gözüküyor ama 20.000 km uzaktan gelip, burnumuzun dibinde bize karşı meydan okuması çok akıllıca bir şey değil. İç ve dış dengeler itibarı ile dayandığı kavram ve kurumlar itibarı ile ABD çok zayıf, kırılgan. Kartondan kaplan. Onun teknolojik üstünlüğü inkar edilemez ama, bizim de güçlü Millet refleksimiz var. Birlik beraberlik içindeyiz. Üstelik tarihte yoktan var etmiş özelliklere sahip bir Milletiz. Dayanışma ve kenetlenme gücümüz mükemmel…

Devam edecek…