8 Mart Dünya Kadınlar Günü.
İki ay sonra, Mayıs ayı’nın ikinci pazarı da “Anneler Günü”
Geçtiğimiz Aralık Ayı’nın 5’i de “Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Tanındığı” tarih’in yıl dönümü.
Maaşallah günler hep kadınların.
Yanılmıyorsam bir de “14 Şubat Sevgililer Günü” vardı.
Gerçi sevgililer deyince akla sadece kadınlar gelmiyor.
Sevgili olmak için bu olaya bir de erkek lazım.
Ama dikkat ettinizse bu günde de, erkeklerin kadınlara hediye alıp, onların gönlünü hoş tuttuğu bir gün olarak kutlanıyor.
Yani her şey kadınlar için.
Mübalağa gibi gelir ama biz Türkler, zaman zaman ollara karşı şiddet kullanmamıza rağmen, kadınlarımızı el üstünde tutarız.
Özel sohbetlerinde eşimin “evde kocamın sözü geçer” ifadelerine rağmen kızım Oya’nın bu söyleme hoş bir itirazı olurdu;
“Görünüşe göre evde babamın sözü geçer. Ama bakıyorum sonunda hep annemin dedikleri oluyor”
Gerçekten de evin horozu gibi görünmekten hoşlanmasına rağmen, Türk erkeği kadınını seviyor ve ona gereken önemi veriyor.
Elbette istisnaların çokluğuna rağmen bu böyle.
Kanıtı mı?
Buyurun;
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana, erkeklerin onlar için yaptıklarına bir göz atalım.
Dünya’nın, kadını daha köle gördüğü dönemlerde 5 Aralık 1934’de, ulu önder Atatürk’ün emirleri ile o günkü Anayasa’da yapılan değişiklikle “Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı” tanındı.
Sevinerek tespit ediyorum ki son yıllarda, Türk Kadını’nın siyasetteki yerini onlardan çok biz erkekler konuşuyoruz.
Ama siyasetçilerin dışında kalan “Sivil Toplum Örgütleri” bu konuda üzerlerine düşen görevleri yeterince yapamıyorlar.
Fakat bütün bunlara rağmen milletvekili sayısının 395 olduğu dönemde 18 kadın milletvekili çıkaran TBMM, 550 milletvekilliğine ulaştığı seçimlerde bu oranı koruyamadı.
Aşamadı.
Galiba bunda kadın seçmenlerin, kendi hemcinslerine yeterli ilgiyi göstermemesi önemli bir rol oynuyor.
Yani kadınlar kadınlara, erkeklerin onlara gösterdiği ilgiyi göstermiyor.
Bazılarınıza garip gelebilir ama “kadın” deyince benim ilk aklıma gelen, cinsellik falan değil “sevgi, şefkat ve yumuşaklık” oluyor.
Şehabelerden birisi, kendisine son nefesinde bile “sevgi, şefkat ve iyilik” yapmasını tavsiye eden Peygamber Efendimize (SS);
-Ey Allahın Resulu, bu dediklerin kadınlara özgü şeyler. Ben kadınmıyım ki sadece iyilik ve sevgi ile uğraşayım?” demiş.
Bu cevap ilk bakışta, kadınları küçümser gibi görünse de; aslında onları yücelten, kalplerinin, sevgi, iyilik ve yumuşaklıkla dolu olduğunu gösteren güzel bir örnektir.
Başta Annem olmak üzere bütün kadınlara sesleniyorum;
İyi ki varsınız.
Dünya sizinle daha güzel…