Son bir haftadır tüm dikkatimizi, RezaZarrab olayına çevirmiş vaziyetteyiz. Adeta tüm ülke

Meraklı Melahat’a döndü. Reza bu gün ne diyecek? Reza bu gün nasıl bir ifade verecek? Reza şunu dedi, Reza bunu dedi, Reza şöyle ifade verdi…

Koskoca Türkiye Cumhuriyetinin başka işi gücü yokmuş gibi, bir Reza olayıdır aldı başını gidiyor. Sanki dünyada yolsuzluk ilk defa yapılıyor. Sanki başka ülkeler de bu ya da buna benzer yolsuzluklar hiç olmadı. Oysa, biliyoruz ki insanoğlunun tarihi kadar eskidir yolsuzluk olayı. İlkel toplumlardan Pagan dönemine, Derebeylikten, Krallığa, Hakanlık, Sultanlık ve İmparatorluklar dönemine kadar her yerde her zaman yolsuzluklar yapılmıştır ve halen de yapılmaktadır.

Biliyorum; şimdi diyeceksiniz ki, ‘’ Alper bey siz bu olanları normal mi görüyorsunuz?’’

Elbetteki değil. Elbette normal görmüyorum. Elbette, yolsuzluğun her türlüsüne şiddetle ve katiyetle karşıyım. Asla ve kata onaylamam.

Ancak diğer taraftan da şöyle düşünmekteyim; Bir insan var sağlıklıdır, bir insan var sağlıksızdır. Yolsuzluk ta öyle… En sağlıklı bünyelerde bile yer alabilir. Tarihte bunun sayısız örnekleri var. Saymaya kalksam ne sütun yeter ne de zaman…

Yolsuzluk sadece bizim değil, tüm insanlığın kanayan yarasıdır.

Ülkelerin ve toplumların kanayanen önemli yaralarından biri olan yolsuzluklara, bir çok açıdan bakmamız gerekmektedir. Hangi alandan bakarsak bakalım temelde yolsuzluk, bir görev ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle menfaat sağlamak diye tanımlanabilir.

Yolsuzluk deyince aklımıza öncelikle, kamu da yapılan yolsuzluklar gelmektedir. Ancak özel sektörde yapılan yolsuzluklarda çok önemli boyutlara ulaşmıştır. Özellikle; bankalar, finans kurumları ve sermaye piyasasın da, spekülasyon, manipülasyon, içerden bilgi sızdırmalar neticesinde çok ciddi yolsuzluklar meydana gelmektedir. Bir gecede milyonlar, milyarlar el değiştirmekte, birileri çok kazanırken, birileri kaybetmektedir.

Ülkede ve toplumda önüne geçilemeyecek derecede bozulmalara yol açan yolsuzluklar neden yapılmaktadır?.Onun için yolsuzluğun tanımı, nedenini, boyutunu, topluma ve bireye etkilerini, sonuçlarını tam ve doğru olarak ortaya koyup, çözüm önerileri oluşturmak ve çözüme toplumun tüm kesimiyle ulaşmak için mücadele yapmak gerekmektedir.

Yolsuzluğun oluşmasındaki en önemli nedenler arasında; gelir dağılımındaki adaletsizlik, zengin ve fakir arasında oluşan gelir farkı, yüksek oranda işsizlik, yüksek faiz oranı, kamu kaynaklarının tam olarak kaydının olmaması ve denetimsizlik, insanların ya da kurumların geleceğini sağlama alma düşüncesi gelmektedir. Kamuda yürütülen işlerin tam olarak şeffaf olmaması, popülist politikalar, özellikle kamu bankalarının iyi yönetilmemesi ve denetim eksikliği, aşırı bürokrasi, sorunların kanuni ve hukuki yollardan çözüme kavuşamaması neticesinde, kanun dışı güçlerle sorunları çözmeye çalışma, sağlıksız ve hızlı kentleşmeler neticesi ortaya çıkan rant çeteleri ve buna benzer daha bir çok neden sayabiliriz. Ülkelerin yaşadığı siyasal ve ekonomi sorunların getirdiği yeni nedenler ve yeni fırsatlar la yeni yolsuzluklar ortaya çıkabilmektedir.

Yolsuzluk çeşitli şekillerde karşımıza çıkmaktadır. En çok duyulan ve en önemli olarak adlandıracağımız türü; ‘RÜŞVETTİR’. Zimmet, dolandırıcılık, sahtecilik, haksız kazanç elde etme, haksız rekabet, kayıt dışı para, kaçakçılık, spekülasyon,,manipülasyon ve buna benzer şekillerde yolsuzluk ortaya çıkmaktadır.

Yolsuzluklar çeşitli şekil ve yöntemlerle yapılabilmektedir. Önceki yıllarda en çok yolsuzluklar muhasebe hileleri yapılarak ortaya çıkmakta idi.

Devam edecek…