Gerçekten yeter artık.

Dayanılmaz, dayanılamaz, kabul edilemez, sindirilemez bir durum ile koca bir ülke ve koca bir millet karşı karşıya.

Bu nasıl olabilir?

Ülkede hemen her konunun maalesef çok kötü olduğu böyle bir dönemde savunma sanayi adına yapılanlarla mutlu olmaya çalışıyorduk. Özellikle ihalar, sihalar gibi araçların teröristlerle mücadelede çok yararlı olduklarını düşünerek bir nebze olsun rahatlamaya çalışıyorduk. Meğer bir avuntu ile karşı karşıya mı imişiz? Bir çok konuda olduğu gibi o konuda mı sadece göstermelik imiş? İnsan inanamıyor. Umarım öyle değildir.

Birkaç hafta önce tam on iki canımız gitti, sayısını bilmediğimiz kadar evladımız yaralandı, gazi oldu.

Şimdi de tam dokuz evladımız şehit edildi. Kimbilir kaç evladımız yaralandı, gazi oldu ve belki de ağır yaralı veya bazı organları eksik olarak yaşama mücadelesi veriyor.

Gerçekten yeter...yeter...yeter...

Nasıl rahat düşünebileceğiz, nasıl rahat yaşayabileceğiz? Üzülmeden, kahrolmadan ve her an için böyle haberler bekleyerek nasıl yaşayabiliriz?

Bıçak kemiğe dayandı değil, bıçak aslında kemiği deldi ve öteki taraftan görünmeye  başladı.

Bu konunun bir an önce çözümü gerektir.

Çözüm böyle ağır bir olaydan sonra, hemen şu kadar terörist etkisiz duruma getirildi deyip sanki karşılık bir sayı ile iş tamamlanıyor gibi bir anlayışla  olmaz, olamaz. Ne sayısı? Bütün teröristler ölse ne olur? Bir tek masum Mehmetciğin bir gram kanına bütün terörisleri değişebiliriz.

Artık öyle geçiştirme işlerle çözüm bulunamaz, bulunamıyor ve de bulunamayacak.

Bu şekilde her gün geçmişte olduğu gibi şehit haberleri beklemeye Türk Milletinin tahammülü kalmamıştır. Toplumun nabzını tutmaya gayret eden biri olarak söylüyorum ki; gerçekten insanımızın şehit haberleri duymaya, beklemeye tahammülü kalmamıştır.

Çözüm bellidir.

Bu terörizmin arkasındaki devletlerle doğrudan doğruya ve bütün dünyanın gözü önünde mücadele edeceğiz.

Dünyaya ayar vermek böyle olur.

Teröristlerin arkasındaki devletler ve hatta bir devlet çok açık bellidir. Hangi devlet olduğunu bütün dünya biliyor. O devlet de zaten gizlemiyor ki; bizim müttefikimiz bu teröristlerdir diyor.

Hangi devlet?

A-B-D ve hempaları!

ABD’nin ülkemizde üsleri var, ABD güdümündeki NATO’nun ülkemizde üsleri var. Bu üsleri kapatmak çözüm olamaz mı?

Bu üslerde çalışan görevliler var, en azından ve derhal bu görevlilerin ülkelerine gitmeleri istenemez mi?

İlk aklıma gelenler bunlardır. Bunun dışında daha bir çok çözüm yolu bulmak da mümkündür. Ama, mutlaka doğrudan terör destekçisi devletlerle artık açık mücadele dönemi gelmiştir ve aslında geçmiştir de zararın neresinden dönülürse kârdır diyerek bir noktadan başlamak gerektir.

Bu arada kamuoyunda en çok konuşulan konulardan birisi olan “neden seçim döneminde bu işler oluyor” algısına da dikkatleri çekmek istiyorum. Umarım böyle bir durum söz konusu değildir. Eğer böyle bir gerçeklik var ise çok kötü bir olayla karşı karşıyayız demektir. Bir tek evladımızın kanına yüz tane seçim feda edilir.

Artık, mutlaka çok daha somut çözüm yollarına başvurmalıyız. Ülke içinde bu terörist gruplara destek veren, yakınlık duyan kişi veya grup ne ise onlara da gereken yapılmalıdır.

Ey Yöneticiler, artık dayanamıyoruz, kahroluyoruz ve çok üzülüyoruz.

Bir önceki on iki evladımızın şehit olmasının tartışmaları, nasıl şehit edildikleri, ihmaller, yanlışlar, eksikler vesaire tartışmaları daha bitmeden bu durum ile karşılaştık. Bu tartışmalar nasıl olacak acaba? Bir tedirginlik de budur.

Ne oluyor ya?

Neden oluyor ya?

Nasıl oluyor ya?

Sonuç: Ülkeni ekonomik olarak muhtaç duruma düşürürsen, başka ülkelerle mücadelen de ancak göstermelik olur. Farkındayız maalesef.