Eflâtun bunları şöyle sıralıyor:

-Çocukluktan sıkılırlar, büyümek için acele ederler, ne var ki çocukluklarını özlerler,

-Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler,ama sağlıklarını geri almak için para harcarlar…

-Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne yarını yaşarlar,

-Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, hiç yaşamamış gibi ölürler.

YAŞAMDAN BEKLENTİLER VE BAŞARI:

Herkesin hayattan beklentileri vardır, ihtiyaçlar sonsuz sayıda ve değişik türde olduğu için bu beklentiler de buna göre çok sayıda ve farklı olur. Ev, araba, meslek sahibi olma, evlenme ve benzer bir çok örtüşen istek olsa da, insan denen yaratığın hayal gücü sınırsızdır ve beklentileri asla bitmez. Birine sahip olsa, arkasından başkasını ister. Çoğu insan, zengin olup istediği her şeyi satın alabilecek güce sahip olmak isteğindedir. Ancak, ABD’de Berkeley Üniversitesinde yapılan bir araştırma, insanları paradan çok toplum içindeki pozisyonlarının mutlu ettiğini göstermektedir. Bu araştırma beğenilen ve saygı duyulan kişilerin zengin kişilerden daha mutlu olduğunu ortaya koymuştur. Aynı araştırma, paranın sağladığı mutluluğun zamanla azaldığını, sosyal saygınlığın ise kalıcı olduğunu gösteriyor.

Bu münasebetle başarının ölçülü bir şekilde dillendirilip ödüllendirilmesinin, önemli bir teşvik unsuru ve başarının sürekli olmasında etken olduğunu belirtmeliyiz. Bunu yansıtan güzel bir atasözümüz var:‘’Marifet iltifata tabidir, iltifat almayan marifet zayiidir.’’

Beklentilerin gerçekleşmesi ve başarı için insanın imkân ve yeteneklerini doğru ölçüp ona göre davranması, karşılaşılacak hüsranları da önler. İstisnaî kişilerden ilham alınabilir ama, onları körü körüne taklit etmek, fevkalâde yanlıştır.

Hayattan beklentilerin gerçekleşmesi için iyi bir eğitim ve iyi bir aile, önemli fayda sağlar. Kendine güven ve iç motivasyon sürükleyici ve iş bitirici unsurlardır. Başarı için, girişimci olmak ve ölçülü şekilde risk almasını bilmek de çok önemlidir.

Zekâ ile başarı arasındaki korelasyon hep ilgi çekmiştir. İnsana zekânın başarı şansını arttırdığı savı gayet doğal gelebilir. Ancak, akademik başarı ile hayattaki başarıyı karıştırmamak gerekir.

Bu alanda Prof. LevisTerman’ın Stanford Üniversitesinde başlattığı veTermanAraştırması diye anılan çalışma ünlüdür. Prof. Terman daha 1915 yılında, zekânın ölçülmesi ile ilgili yöntemleri geliştirmiştir. Sonrasında, 1921 yılında, büyük bir ekiple Kaliforniya’daki okullarda toplam 250 000 öğrenci taranarak bunlar arasından IQ’leri 140’ın üzerinde olan yaklaşık 1500 kız ve erkek öğrenci seçilmiştir. Bu öğrencilerle ve aileleriyle konuşarak onlara gerekli açıklamalar yapılmış, haklarında çeşitli bilgiler elde edilmiş, müsaadeleri alınarak çocuklar izlenmeye başlanmıştır. 1927-28, 1939-40, 1949-50 yıllarında üç kez izleme değerlendirmesi yapılmıştır. Terman, bu izlemeler sonucunda elde ettiği bilgilere dayanarak DehalarınGenetik Araştırması isimli kitap serisini yayımlamıştır. Seçilen ve izlenen bu çocuklar TermanınTermitleri,daha sonra sadecetermitlerdiye anılmışlardır.Terman’ın 1956 yılındaki ölümünden sonra da ekibi, çalışmayı devam ettirmiştir.

Terman Araştırması ile elde edilen bilgi ve sonuçlar yorumlanıp duruyor. Bu 1500 kişi hakkındaki bilgiler, hala bazı bilimsel çalışmaların konusu oluyor.

Araştırmayı yapanların beklentileri, bu grubun içinden ABD’ni yöneten kişilerin çıkmasıdır, ama bu gerçekleşmemiştir.

Termitlerin %90’ı yüksek öğrenim, %70’I yüksek lisans yapmıştır, %30’u üstün başarı ile mezun olmuştur.

Deneklerin bir kısmı para ve şöhret sahibi olmuşlardır. 1959’da Stanford Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre ortalama bir beyaz yakalının iki katı maaş almaktadırlar.

Ama termitlerin önemli bir bölümü mütevazı bir hayat yaşıyor. İçlerinde polis, sekreter, denizci hatta telekız olanlar var.

Ortalama zekâya sahip kişilerle yüksek zekâya sahip olanlar arasında intihar, alkolizm, uyuşturucu kullanma, boşanma açısından bir fark yok.

1990’larda termitlere hayatlarıyla ilgili olarak sorulan suale verdikleri cevaplar, büyük çoğunluğun beklentileri karşılayamadığı kanaatinde olduğunu gösteriyor.

Nihayet, bizzat ProfTerman’ın, araştırmaları sonucunda, zekâ ile başarı arasında pozitif bir korelasyon kurulamayacağı notunu düştüğü ifade ediliyor.

Bazen sahip olunan yeteneğin farkına varmak ve çevredeki insanların beklentileri, zeki çocukların karşısına çıkan en önemli engel olarak kendisini gösteriyor.

Kanada Waterloo Üniversitesinden Prof. IgorGrossman, daha iyi bir hayat için gerekli şartın bilgelik, yani önyargısız ve doğru yargılara varma yeteneği, olduğunu ifade ediyor.

Devam edecek…