Temel gıda ürünlerine vicdansızca yapılan zamlar vatandaşı canından bezdirdi. İnsanlar markete, manava, kasaba gidemez, alışveriş yapamaz hale geldi. Hangi ürüne el atılıyorsa cep yakıyor! Yapılan zamlar eğlence programlarının skeçlerine dahi konu olmaya başladı. İnsanlar biraz olsun gülsün, eğlensin diye yayınlanan programlar, aslında acınası halimizi ekranlara getiriyor. İnsanlarımızın çaresizliğini trajikomik tiplemelerle ekranlara yansıtıyorlar. En azından böyle programlar var, yoksa kimse halimizden anlamayacak!

Et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, un ve unlu mamuller, sebze ve meyveler… Saymış olduğum gıda ürünleri bir insanın beslenmesi, karnını doyurması için şart olan temel gıda ihtiyaçları. Tekrar söylüyorum; Temel gıda! Şimdi zenginleri bir yere koyalım, onlara zaten bir şey olmuyor. Sırf laf olsun diye; “Ya her şey ne kadar da pahalı!” diye yalan dolan konuşanlara siz de rastlamışsınızdır. Çoğumuz biliyoruz ki marketten, kasaptan, manavdan elleri arabaları dolu dolu çıkıyorlar. Lüks arabalar, güzel evler… Yani onlara dokunan bir şey yok. Olan yine garibana oluyor. Ülkemizde artık orta direk kesim kalmadı. Ya çok zenginsin ya da açsın! Bu kadar basit, bu kadir açık ve net!

Geçim derdinde olan işsiz, emekli veya aldığı maaşla geçinemeyen o kadar çok insan var ki. Öyle manzaralara şahitlik ediyoruz ki, insanın yüreği parçalanıyor. Pazarın sonunu bekleyen ve yere atılan sebze, meyveleri toplayan insanlardan mı? Pazarda 8-10 tur atarak belki 1 kilo domates 1 Lira daha düşer diye yorgunluktan bitap düşenlerden mi? Çöp konteynırını karıştıranlardan mı? Kredi kartıyla 1 teneke yağ alıp, onu da yarı fiyatına satanlardan mı? Hangi birinden bahsetsem, hangi birini anlatsam? Şaştım kaldım!

İşte böyle bir ortamda Adanalı seyyar esnaf da‘zekâlarını’ kullanarak farklı bir metotla müşteri çekmeyi düşünmüşler. Nasıl mı? Sattıkları ürünlerin etiketine yarım kilo ile başlayan yazılarla satış yapmak gayesine girmişler. Örneğin; Yarım kilo domates: 13-15 lira, Yarım kilo biber: 10-15 lira, yarım kilo patlıcan: 12-13 lira, yarım kilo sarımsak: 15-20 lira vs. Salatalığın kilosu nasıl olduysa son 1 haftadır 4 Liraya kadar düştü. Ya meyve fiyatları nasıl? Hemen birkaç örnek de onlardan vereyim; Yarım kilo erik: 15-20 lira, yarım kilo çilek 15-20 lira, yarım kilo muz: 12-13 lira, yarım kilo: kiraz 15-20 lira. Hasbelkader seyyar satıcının birine sordunuz, “Ya kardeşim, neden etikete yarım kilo şu kadar diye yazıyorsun?” Esnafın cevabı hazır; “Gerçek fiyatını yazsam kimse almaz. Yarım kilo yazıyorum ki, insanlar en azından psikolojik olarak rahatlıyor!” Ben sordum ve aynen bu cevabı aldım.

Mayıs ayının son günlerindeyiz, yaza merhaba diyeceğiz. ‘Arkadaş; bu meyve, sebzelerin fiyatı nedir böyle. Bakkalda, manavda, markette, kasapta neden fiyatlar bu kadar pahalı?’ diyecek bir tane yetkili yok mu? Yok işte! Boş laflarla, halkı kandırmalarla, yalan dolan sözlerle milletin gazını almaya devam ediyorlar. Yaptıkları tek şey; milleti oyalamak…

Yarım kilo yazan etiketlere alıştık diyelim. Yarım ekmek, bir bardak sıvı yağ, bir adet çocuk bezi, içi boş baklava, içi boş gözlemeyi de gördü bu millet. Peki, bir dilim karpuz satmak nedir! Adana’da yaşıyoruz… Bilirsiniz ki Adana, karpuz cenneti. Bir dilim karpuzu bu memlekette 20-25 Liraya satmaya çalışan vicdansız fırsatçılar da türedi. Bunu da mı görecektik! Gördük…

Doğma büyüme Adanalıyım. Bundan 3-5 yıl önce birileri, “Bak Hakan; bu memlekette bunlar, bunlar olacak“ diye söyleseydi güler geçer, hatta dalga geçiyor diye adam akıllı tartışırdım. Ama oldu işte, oluyor maalesef.

Demem o ki; Sevgili devlet büyüklerimiz. Burası Türkiye… Bereketli topraklarda yaşıyoruz. Tarımı, çiftçiyi destekleyelim. Bereketli topraklarımızdan faydalanalım. Her yeri beton mezarlığı haline getirmekten vazgeçin. Çocuklarımızı, evlatlarımızı, geleceğimizi düşünelim. Yarım yamalak yaşamayalım…