Yıllardır belediye başkanlarının "vizyonundan" bahsediyoruz. Aman Allah’ım... Daha biz, metro mu yoksa hafif raylı sistem mi olduğu belli olmayan bir demir yığınıyla kısa mesafe yolculuk yapıyoruz. Ama gelin görün ki, duraklarda bırakın teknolojiyi, hâlâ bir tane yürüyen merdiven yok!

Peki yürüyen merdiven ilk nerede kullanılmış dersiniz?

1906 yılında, Londra’daki Holloway Road İstasyonu’na kurulmuş. Hem de spiral model. Dile kolay, 99 yıl önce... Yani neredeyse bir asır geçmiş üzerinden! O günden bugüne dünya döndü, döndü, teknoloji çağ atladı... Bizimkiler hâlâ yürüyen merdivenle tanışamadı.

Sanırım bizim metroya "18 yaşından büyükler yalnız başına binemez" gibi bir kural koymuşlar da haberimiz yok!

Son dönemlerde üst geçitlerde modaya uyar gibi asansörlü sistemler kurmaya başladılar. E bir umutlandık... Ama maalesef ya çalışmıyor, ya da içinde sürpriz bir aromayla karşılaşıyorsunuz: sidik kokusu! Dışarısı desen... Gök¬Türk yazıtlarını andırıyor: kimsenin ne yazdığını anlamadığı, saçma sapan yazılarla dolu.

Vizyon dedikleri buysa, biz başka bir evrende yaşıyoruz demektir.

Hani diyorum ki, eğer Willis Haviland Carrier (kendisi klimayı icat eden adam olur) Adana’da doğsaydı, muhtemelen bu şehri serinletirdi. Ama bizim yöneticiler hâlâ yürüyen merdiven icadını keşfedemedi.

Yürüyün be vizyoner yöneticiler, kim tutar sizi?!

Son bir not:

Birileri “vizyon” mu dedi?

Durun, kahkaha atmadan önce şu 150 basamaklı üst geçidi tırmanayım da öyle güleyim...

İMAR KOMİSYONLARI

Yıllardır anlatıyoruz, dilimizde tüy bitti, megafon patlattık, imar komisyonlarını anlata anlata kulak tırmaladık.

"Bir kentin kalbidir imar komisyonları!"

Ama nafile…

Dinleyen yok.

Çünkü bizimkiler şehir planlamasını hâlâ simit tezgâhı kurar gibi yapıyor.

Bakın, işin aslı şu:

İmar komisyonu dediğiniz, şehrin nasıl büyüyeceğine, nereye okul yapılacağına, nereden yol geçeceğine karar verir. Yani bu kurul, resmen bir kentin beyin cerrahıdır.

Ama bizde?

Bizde komisyon kadrosu Ali abinin galerisiyle, Mehmet abinin manav tezgâhı arasında şekilleniyor.

Gerçekten… Oturduk baktık, dinledik, not aldık.

İmar komisyonlarında kimler var?

Otogalerici var, Manav var, "Benim damat azıcık haritacıydı" diyen var.

Mühendis? Hmm… Yok.

Mimar? Maalesef… O da yok. Şehir plancısı? Hadi oradan.

Yahu bu nasıl bir cesarettir?

Yani ben de gidip kalp cerrahlarının toplantısına katılayım bari:

“Doktor Beyler, benim dayımda da kalp vardı, ben de azıcık ameliyattan anlarım. Bi bypass çakarız hep beraber’’ desem mi acaba…