2024-2025 Eğitim-Öğretim Dönemi sona erdi. Milyonlarca öğrenci, yaklaşık 3 aylık yaz tatiline girdi. Gerçi Kurban Bayramı ve sonrasında birçok öğrenci okulun yolunu unuttu. Okula gidenler ise ya kurtarma sınavları ya da devamsızlık sorunu yaşadığı için gittiler.
Yani çoktan tatil havasına girildi.
Ama bu durum sadece bu yıl için geçerli değil, hemen her yıl böyle geçiyor.
Kendini bilmeyen, geleceğini düşünmeyen, hayatları sosyal medya, konsol oyunları, o, şu, bu ile geçen çocuklarımız, gençlerimiz; Okul bittikten sonra ne işle uğraşacak, evlerini nasıl geçindirecek, vatana millete nasıl faydaları olacak?
Anlayacağınız; işleri çok mu çok zor!
Peki, eskiden nasıldı?
Eskilerde okulun son gününe kadar yoklama alınır, dersler işlenirdi. Okulların kapanmasına bir hafta kala tatil moduna girerdik. Ders notları verilmiş, karnelere işlenmiş olurdu. Okulun son günlerinde az da olsa haylazlık yapma hakkımız olurdu.
Okulların kapanacağı gün içimiz buruk olurdu. Karnemiz her ne kadar pekiyi ile dolu olsa da, arkadaşlarımızdan uzun süre ayrı kalmak zor gelirdi. O yüzden Haziran ayının gelmesini çok istemezdik.
Üzüntümüzün asıl nedeni bu değildi elbet..
***
Okulların kapanmasından günler önce…
Geliyordu gelmekte olan!
Bizden habersiz bakın ne filmler dönerdi?
Annelerimiz, ince ince işlemelerle babalarımızı doldururdu.
‘Bak bey; Ben bu çocuğun kahrını çekemem! Bütün gün sokakta oynayacak, kir pas içinde eve gelecek. Üstelik mahalledeki çocuklarla da kavga eder. Elalemle uğraştırma beni. Al sen bunu ver bir ustaya, çalışsın.’
Baba; “Boş boş evde durup ne yapacak zaten? İtlik peşinde koşacağına hayatın, para kazanmanın zorluğunu öğrensin. Hem meslek sahibi olur, hem de harçlığı çıkar.”
Böylelikle okulların kapanmasına 3-5 gün kala, yaz tatilinde çıraklık yapacağımız esnaflarla istişare edilir, çalışacağımız yerler ayarlanırdı.
Bizden habersiz, ‘Eti senin, kemiği benim’ pazarlığı yapılırdı.
Cuma akşamı ise müjde verilirdi, “Evlat, yarın kirvenin lokantasında iş başı yapacaksın. Erken yat, erken kalk. Beni utandırma ha!”
‘El insaf be adam! Bari 3-5 gün de olsa tatil yapsaydık!’ demezdik, diyemezdik.
Karneyi alalı daha 24 saat olmamış, tatilin ilk günü olacak iş mi bu?
Okul saatinden bile erken kalkar; şort, tişört, terlik ile yola koyulurduk.
Ailelerimizden, ‘Oğlumun karnesi pekiyi ile dolu. Bak maşallah takdir bile almış. Aferin benim oğluma’ gibi övgü dolu sözler hiç duymazdık.
Okul bitti m? Bitti…
O kadar!
***
Birçoğumuzun okul yılları tatil yüzü görmeden, tatil nedir bilmeden geçti.
Şimdi düşünüyorum da; çocukluk yıllarımız iyi ki böyle geçmiş..
Eğer küçücük yaşlarda ezilmeseydik, el kapısında çalışmasaydık;
Ne bir meslek sahibi olabilirdik, ne hayatın zorluklarıyla başa çıkabilirdik, ne de adam gibi ayakta durabilirdik.
Demek ki babalarımızın varmış bir bildiği…