Bazı sabahlar vardır, insanın içine çöker. 6 Şubat da öyle bir sabahtı. Uyandığımızda yalnızca yeni bir güne değil, büyük bir felaketin ortasına gözlerimizi açtık. Aradan yıllar geçse de o anın ağırlığı hala kalplerimizde duruyor. Çünkü o gün yıkılan sadece binalar değildi nice hayaller, nice umutlar ve nice hayat enkazın altında kaldı.
Adana bu büyük acının kıyısından geçen şehirlerden biri oldu. Belki birçok kent kadar ağır yıkım yaşamadı ama her evde, her sokakta, her yüz ifadesinde depremin bıraktığı izleri görmek mümkün. Buna rağmen insanlar küllerinden doğar gibi yeniden ayağa kalkmayı bildi.
Depremden sonra en zor olan şey hayata kaldığı yerden devam edebilmekti. Kaybettiklerinin yasını tutarken, bir yandan da yaşamak zorundaydı insanlar. Kimi evsiz kaldı, kimi sevdiklerini toprağa verdi, kimi her şeyini bir anda kaybetti. Ama bütün bu acılara rağmen tutunmayı başardılar.
Depremin ardından geçen süreçte en çok ihtiyaç duyulan şey umuttu. O umut bazen bir çadırın önünde paylaşılan sıcak çorba oldu, bazen enkaz başında uzatılan bir el, bazen de yeni bir evin anahtarı. Bugün gelinen noktada binlerce ailenin yeni yuvalarına kavuşması, bu umudun somut karşılığı olarak karşımızda duruyor.
Yeni yapılan konutlara taşınan aileleri gördüğümde bunu daha iyi anlıyorum. Kapıdan içeri girerken yüzlerindeki tedirginlikle karışık sevinç, aslında uzun bir yolculuğun sonuna geldiklerini anlatıyor. O evler sadece dört duvardan ibaret değil, yeniden kurulan hayatların ilk adımı. Bir çocuğun odasında oyuncaklarını yerleştirmesi, bir annenin mutfağında yemek yaparken artık burası benim evim demesi, bir babanın gece ışığı kapatıp huzurla uyuması. Dışarıdan bakıldığında küçük ayrıntılar gibi durabilir. Oysa depremi yaşayanlar için her biri koca bir umut demek.
Şehirde hayatın yavaş yavaş normalleştiğini gösteren başka işaretler de var. Tarlalarda çalışan insanlar, sabahın erken saatlerinde açılan pazar tezgahları, traktör sesleri. Üretim devam ediyorsa hayat da devam ediyor demektir.
Adana bugün hem yas tutan hem de umudu büyüten bir şehir. Acılarını kalbine gömmeden ama hayata da küsmeyerek yoluna devam ediyor. 6 Şubat’ın yıl dönümünde kaybettiklerimizi rahmetle analım. Yaşayanlara daha güvenli daha sağlam bir gelecek kurmak için sorumluluğumuzu unutmayalım.