Bu sözü söyleyen bu güzel ülkede yaşama savaşı mücadelesi veren bir emekli dede..

Bu haykırıştır.

Bu bir isyandır.

Bu bir kaygıdır.

Bu hak arayışıdır.

Bu söz emekletilen emeklilere yapılan en büyük zulümdür.

Ve bu söz tüm emeklilerin "ortak sesidir."

......

Yaşamının yarısından çoğunda emek harcayan, alın teri akıtan, çoruna çocuğuna yetebilmenin mücadelesini veren emeklinin son durumu ne?

Yetiyor mu?

-Hayır.

Yetecek mi?

-Hayır.

Umudu var mı?

-Hayır.

Ümidi var mı?

-Hayır.

"Ölsem de kurtulsam" diyor mu?

-Evet.

Elleri öpülesi emeklileri bu rezil ve zibil noktaya getirenler mutlu mu?

-Mit elf kere evet.

......

Şu yalan dünyada "kendine yetme" mücadelesi veren emekli bir dede;

"Torunumu görme cesaretimi kaybettim" diyor SA, di-ye-bi-li-yor SA...

Utanç veren,

kahreden,

usandıran,

utandıran,

ufaltan,

yerin dibine sokan,

sarsan,

acıtan,

inciten bu kelamdan ar etmesi, haya duyması gereken güruh "net olarak" bellidir.

Ancaaaaak;

-Onlarda alternatif çok.

-Onlar sabit.

-Onlar stabil.

-Onların sözleri (!) sarih.

-Onlar rahat.

-Onlar mutlu.

-Onlar huzurlu.

-Onların tuzu kuru.

-Vicdanlarının KURU olduğu gibi KURU hem de.

Bunca kuruluk arasında "yaş bulma" uğraşı veren emeklileri torununa harçlık veremeyecek konuma getirerenlere;

"Kainat'ta yaşayan tüm canlıların en kallavi YUH'u gelsin.