Şu sıralar Marko Paşa'dan yardım isteyen isteyene..
Geri dönüşler, "gri görüşlere" dönüşüyor mu? diye baktım..
Dönüşmüyor.
Herşey çok net, herşey çok sıcak, herşey çok samimi, herşey çok sıhhi ve herşey çok sahici.
Yani;
"Veren belliiiiiiiiiiii, alan belli."
**
Adam, 84 yaşında.. Işığı sönmüş, beli bükülmüş, feleği şaşmış, bastona düşmüş..
Üç gün daha fazla yaşamak istiyor.. İhtiyaçları var, talepleri var, arzuları var..
Onların neler olduğu bilinsin, yardım eli uzansın istiyor..
Mesela akülü, aküsüz araba istiyor, "açım" diyor.. İş istiyor, aş istiyor..
Mesela yatak yaralarına sebep olan yatağın değiştirilmesini arzu ediyor..
Sahiplenme istiyor, sahip istiyor..
Kimden istiyor?
-Muhataplardan.
O muhataplar (!) isteyene EL uzatıyor mu?
-Hayır.
Hal hatır soruyor mu?
-Hayır.
Ahvalinin nice olduğunu sorguluyor mu?
-Hayır.
666 gün önce talep ettiği o isteği, 6 milyar 666 gün sonra yerine getiriliyor mu?
-"Hayır oğlu hayır."
Öyle olunca ne oluyor?
-Yardımı isteyenlere "Marko Paşa eli" uzanıyor.
Maddi olarak uzanıyor, manevi olarak uzanıyor..
Yardımı alanların duaları da gitmesi gereken adrese "iadeli taahhütlü" olarak gi-di-yor.
-"Sizi gidiler sizi" der dururum YA...
-"Sizi gidip de dönmeyenler sizi" diye dikkat çekerim YA...
-"Siz yapmazsanız, başkaları yapar" kelamını, kelamımın kuyruğuna eklerim YA...
"İşte bu yüzdendir."
**
Marko Paşa, işi kotarıyor, pişiriyor, kendinden yardım isteyenlere yetişiyor..
Teşekkür edecekleri yerde, çemkirenler var, onların kimler olduğunu da adları gibi bilenler var..
Net olarak belirtiyorum;
-Tüm bu VARLAR beklenen, istenen ve arzu edilen noktalarda; "Noksanlıklarla dolu olduğumuzdan vuku buluyor."
-Dolduran belliiiii, dolduramayan belli..
Utanmaları gerekenler belli mi?
-Hayır.
Neredeler?
-Görsem, bilsem inanın söylerim.
Gören bilen yok mu?
-Onu bana değil, görmesi gerekenleri görmemek için çift okeye dönenlere soracaksınız.
Onları nerede mi bulacaksınız?
-Aramız da kalması şartıyla onu da söyleyeyim;
"Muhiddin-i mukteallipgillerin kıraathanesin de."