Başkalarının ne düşündüğünü düşünmem, Adana'daki otogara (!) "otogargara" der geçerim..
-Ama'sı var.
-Çürüğü var.
-Çürümüşü var.
-ÇÜNKÜ'leri var.
-Tavan; "Kalburmuriç.
-Taban; "Elekoviç."
-Üstü yok.
-Altı yok.
-Umur yok.
-Umut yok.
-Ümit yok.
-Işık yok.
-YANİ'leri de çok.
Soğuk olur üşütür, "üşütük" hale dönüşürsün..
Yağmur, dolu yağar "donuna kadar" ıslanırsın..
Sıcak olur "pişmiş tavuk" haline gelirsin..
Üçü bir arada olursa da, "GAYB'a gidersin."
Ahan da size memleketimizdeki "otogar" (!)..
Şimdi gelin de bu ucubeleşmiş, her tarafı koftileşmiş, bitmiş, tükenmiş alana "otogarara" gözüyle bakmayıp, "otogar" ünvanıyla taçlandırın..
Bu sözde projeyi "davullar çalıp, zurnalar öttürerek" bizlere proje diye yutturan akılların (!) "akılsızevveller" olduğunu düşünüyorum..
Bu konuda "ısrarcı" olduğum bilinmesin ve unutulmasın istiyorum..
Nüfus bakımından bizimle aynı olan illerin otogarlarına baktığım da;
"Önce daralıyorum, sonra utanıyorum, sonrasında da u-fa-lı-yo-rum."
**
Bırakın avrupayı.. Dünyayı da ES geçin.. Kainat'ta bizim otogar gibi "ucube otogar" bulursanız;
Adımı; "Süleymansultan"
Soyadımı da;
"Cansızyalancı" olarak değiştirmezsem;
Mürşit emmimin "son kullanma tarihi geçmiş" emektar beygirine "tek nal" değil, dört nal" olarak çakılmaya hazırım..
Kendine meydan olmayan, olamayan kent meydanı (!) rezaletinde olduğu gibi, her yanı kalbura dönüşmüş "otogar (!)" konusunda hazır olması gereken hazirun da "hazırız" derse..
Buyursun gelsinler;
"Hodri meydan."