İyi görsün, iyi kavrasın, iyi bellesin, iyi analiz etsin, kimin ne OT olduğunu iyi bilsin, unutmasın, notunu da ona göre versin diye değil mi?

**

Arkadaş çok.

Dost az.

Sallandığınız da arkadaşa değer, dost dediğinizi de teğet geçer.

-Bunun sebebi var..

-Bunun kabulü var.

-Bunun ekabir yönü var.

-Bunun hükmü cürümü var.

-Bunun hükmü celâli var.

-Bunun hükmü cebr-i var.

-Ve bunun hükmüvicdan-i yönü var.

Tüm bu varlar bizlere; -Varlarımızın kıymetini bilelim, onları daha da "var edelim" diye Yaradan tarafından "emredilmiş."

Uyan var uymayan var.. Uymayanlar, "uyaran tarafından cezasını çekecektir şüphesiz..

-Ne zaman çekecek?

-Nasıl çekecek?

-Ölçüsü ne olacak?

-Kantarın "hakkaniyet ölçülerinde" ayarlanabilmesi için kim görevli kılınacak?

Bunlar bilinmeyenler..

Bilinen ise;

-Bu tarafta hiçbir OT'a yaramayanların, öteki tarafta OT içinde yüzecek olmasıdır.

**

Kanunu "karun" olarak anlayan, gören, bilen "gözüdoymazlar cenahını" bilmem fakat ben Yaradan ne demiş, ne istemiş, neyi emretmiş SE...

O'na uymuş, o emri kanun saymışımdır..

-"Kaldır kafanı" dedi, kaldırdım.

-"İndir" dedi, indirdim.

-"Bindir" dedi, bindirdim.

-"Bildir" dedi, bildirdim.

-"Bak" dedi, baktım.

"Süz" dedi, süzdüm.

-"Gör" dedi gördüm.

-"Seç" dedi seçtim.

-"Geç" dedi geçtim.

"-OT'a sür" dedi, sürdüm.

-"Tamam mı" dedi, "tamam" dedim.

Nihayetin DE...

-Kim sahte, kim gerçek dostmuş;

"O'nu belledim."