Çok şükür bitti bu iş.

Ne zamandır planlanıyordu.

Bunun için ne çabalar sarf edildi ve sonunda oldu.

Türkiye ve Libya “Akdeniz’de Yetki Alanı Anlaşması” imzaladı.

Yalnız o da değil “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Anlaşması” da imzalandı.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Doğu Akdeniz’in meşru tapusunun Türkiye’ye verilmesi demek.

Sırf bu anlaşmayı önlemek için Libya’yı karıştırdılar.

General Hafter adında sadık bir ABD uşağına bu ihaleyi verdiler.

Birleşmiş Milletlerin tanıdığı, Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni yıkmaya çalıştılar.

Hafter’in arkasında sadece ABD yoktu.

Fransa, Mısır, Yunanistan, BAE, Suudi Arabistan ve Rusya da bu adamı destekliyordu

Libya’nın meşru hükümetinin arkasında ise sadece Türkiye vardı.

Tüm bu güçlere karşı savaştılar.

Türkiye’nin Libya’ya gönderdiği zıhlı askeri araçlar, İHA’lar ve uzman askerler sayesinde Hafter büyük bir yenilgi aldı.

İsyanı yönettiği şehirdeki komuta merkezi imha edildi.

Kaçmak zorunda kaldılar.

O şehir UMH (Ulusal Mutabakat Hükümeti)nin eline geçti.

Bunlar Türkiye sayesinde oldu hep.

Tüm bu mücadele, Libya ile bu anlaşmayı imzalamak içindi.

Şimdi general Hafter’den umutlarını kestiler, başka bir sadık köle arıyorlar.

Yunanistan ise; 2014’te, Libya’daki karışıklığı fırsat bilerek Libya’ya ait kara sularında 39bin kilometre karelik alanı Yunanistan’a ilhak ettiler.

Sırtlanlar gibi üşüşüyorlar üstüne, düşmeye gör.

Girit Adası’nı bahane ederek yaptılar bunu.

Girit’i kendi sınırları gibi kabul ediyorlar.

Tamamen hukuksuz bir durum.

Uluslar arası hukukta adaların böyle bir hükmü yok.

Adalar ve kıta ülkeleri farklı değerlendiriliyor.

Adaların sadece kara suları var, kıta ülkesinin sınırları, adaların yanından geçer gider.

Nitekim Kıbrıs konusunda da böyle.

Kıbrıs bir ada olduğu için sınırlarımız Kıbrıs’ın yanından geçip gidiyor.

Bu yetki alanı da resmen, Birleşmiş Milletlere bildirilmiş durumda.

Bakmayın Yunanlıların ve Avrupa Birliği’nin “Türkiye Hukuku çiğniyor” diye feryat ettiğine.

O zaman gidin “Uluslararası Mahkeme”ye.

Gidin de alın boyunuzun ölçüsünü.

Uluslararası Mahkeme, adaları kaale almıyor, kıta ülkesine veriyor hakkı.

Bu konuda bir sürü emsal karar almış geçmişte.

Bu yüzden mahkemeye başvuramıyorlar, ağlaşıp duruyorlar.

Karşılıklı kıyılara sahip olan iki ülke “Kıta Sahanlığı Anlaşması” imzaladı ise bu iş biter.

Bizim Kaş-Fethiye arasındaki topraklarımız, Libya ile karşılıklı kıyı olduğu için imzaladık bu anlaşmayı.

Kıbrıs’ı ve Girit’i kim takar?

Şimdi Yunanistan düşünsün…

Libya’nın zayıflığından faydalanarak kendi sularına dahil ettiği 9 bin kilometre karelik alanı ne yapacak?

Askeri işbirliği anlaşması da imzalandı.

Artık bizim savaş gemilerimizi görecekler oralarda.

O zaman kuyruklarını sıkıştırıp kaçmaktan başka çareleri yok.

Mısır ve İsrail’in sahalarında keşfedilen petrolün Akdeniz’den geçerek Avrupa’ya gitme ihtimali de kalmadı artık.

Önlerine duvar gibi “Mavi Vatan” sınırları çizildi.

Zaten çok yüksek maliyeti bulunuyordu.

Şimdi tamamen bitti o rüya.

Ben de uyandım galiba…