İnsan ihtiyaçlarının sonsuz olduğu genel kabul gören bir olgudur. Çağa göre değişkenlik arz etmektedir. Örneğin bundan 150 yıl önce ihtiyaç olması bir yana varlığı dahi bilinmeyen cep telefonu, bilgisayar, internet gibi ürünler günümüzde temel ihtiyaçlar arasına girmiştir. İleriki yıllarda benzeri ürünlerin daha da çeşitleneceği anlaşılmaktadır. Yıllar, çağlar değişse de insanın besine olan ihtiyacı sonsuza kadar sürecektir. Yeme-içme olmaksızın bedeni varlığın idame ettirilmesi olası görülmemektedir.

Bedenimizin ihtiyaç duyduğu gıdaları tarım ve hayvancılık sektörü temin etmektedir. Tarım ve hayvansal ürünlerin üretimi teknolojinin gelişmesiyle inanılmaz boyutlarda artmış, fiyatları göreceli olarak azalmış, üretimin yapıldığı köy ve kırsal kesimde yaşayanlar şehirlere göç etmişlerdir. Bu durum tarım ve hayvancılık sektörünün öneminin azaldığı algısını yaratmıştır. Sanayi ve hizmetler sektörünün refah seviyesini tarıma göre daha fazla yükseltmesi, tercihi bu alanlara yöneltmiştir.

2020 yılında tüm dünyaya yayılan salgın, olayların akışını değiştirmiş, tarım ve hayvancılığı ilk ve orta çağlardaki gibi önemli hale getirmiştir. Gelişmiş ülkeler hastalığın uzun süreceği öngörüsüyle, tarım ve hayvancılık politikalarını güncellemişler, hatta Rusya buğday ihracını yasaklamıştır. Değinilen sektörlere destekler maksimum düzeye çıkarılmış, üretimin aksama olasılığı ortadan kaldırmak suretiyle gıda güvenliği sağlanmıştır.

Ülkemize baktığımızda, durumun gelişmiş ülkelerden farklı olduğu görülmektedir. Öncelikle dış göç ve doğal nüfus artışının getirdiği talep artışı üretimle karşılanamadığı için gıda fiyatları adeta enflasyonun sebebi haline gelmiştir. Üreticiler, girdi fiyatlarındaki artışın kendilerini iflasa sürüklediğinden, tüketiciler ise gıda ürünlerindeki fiyat artışından şikayet etmektedir. Sektördekiler eğitimsiz, topraklar hatalı sulama ve ilaçlama nedeniyle verimsiz duruma gelmiştir. Tarım ve hayvancılıkta kullanılması gereken modern aletler, çiftçilerin satın alma gücünü zorlamaktadır. Devletçe verilen destekler devasa sorunları çözmekten çok uzaktır. Bütün bunların üzerine, salgının köylerimizde hızla yayıldığı haberleri tabloyu daha sevimsiz hale getirmektedir. Ülkemizdeki aşılama politikası; sağlık çalışanları, yaşlı ve kronik hastalığı olanlara öncelik verilme şeklindedir. Ancak, tarım ve hayvancılığın toplumların hayati ihtiyaçlarını karşıladığı göz önüne alınarak, üretimin aksamaması için değinilen eksikliklerin zaman yitirilmeksizin giderilmesinin yanı sıra, bu kesime aşılamada öncelik verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Saygılarımla,