Yetkililer onları gönderirken farklı şeyler söyleseler de, 200 çocuk madenlerde, 84 çocuk tarlalarda çalışmaya gönderilmiştir.

Zanaat öğretmek için ayrılan hepi topu 30 çocuktur.

Özellikle maden de çalışan çocukların koşulları çok zordur.

Yetersiz barınma ve bakım şartlarında haftanın yedi günü çalışmaktadırlar.

Beslenme ise ayrı bir sorundur.

Alman madenciler "ucuz" olduğu için domuz etli çorba ile karın doyururken, Yetim Türk çocukları bu "koyu renkli çorbayı" içmeyi reddeder.

Karınlarını daha çok yavan ekmekle doyurmak zorunda kalırlar.

***

Zamanla yetersiz barınma, yetersiz giyinme, yetersiz beslenme, madende çalışmanın zorlu koşullarıyla birleşince çocuklar hastalanıp ölmeye başlarlar!

Oysa aynı madende çalışan Alman çocuklara farklı davranılmakta, hatta onlara maaş bağlanır, haftada bir gün de tatil verilmektedir.

Bunu gören yetimler de bu haklardan yararlanmak isterler.

Yararlanamayacaklarını öğrenince de ayakta kalanlar, yolunu bulanlar madenlerden kaçmaya başlasalar da, Alman polisi yakalayıp tekrar madene göndermeye çalışır.

Şartların ağırlığı, yetersiz beslenme, kıyafetlerin kifayetsiz olması gibi nedenlerden dolayı birçok çocuk hastalanıp ölüyordu.

Osmanlı yetkilileri onları gönderirken; “Meslek öğrenerek kalifiye eleman olacaksınız, çok çok iyi maaşlarla çalışacaksınız” diyerek göndermiştir.

Almanya bu firarilerle ilgili sıkıntısını Osmanlı’ya bildirir.

Böyle anlaşmamışlardır çünkü.

Yaptıkları anlaşmaya göre;

"Çocukların çoğunluğu madenlerde çalışacak, ancak yüzde 10’u zanaat öğrenecek, gelen tüm çocuklar 3 yıl 'bilabedel' çalışacak, ancak dördüncü yıldan itibaren ücret alacaklardır.”

Almanya, 314 çocuktan oluşan ilk gruptan kalanlarını İstanbul’a geri gönderir. Ama bu grup gittikleri gibi dönememiş, yaşam ve çalışma koşulları nedeniyle yarıdan çok çok fazlası yaban ellerinde yitip gitmiştir!

Çünkü;

Almanya "benim için nitelik önemli" derken, Osmanlı için "sayı" önemlidir.

Çünkü Osmanlı bu yolla en az 5 ile 10 bin çocuktan kurtulmayı hesaplamaktadır.

Hatta ikinci grup için 500 çocuk toplanmaya başlanmıştır bile.

***

Osmanlı hemen kararını değiştirir. Çocuk gönderme planını değil, hangi çocukları göndereceği kararı verilir.

"Gönderilen ilk parti çocukların daha çok şehirlilerden seçildiği, sorunun da bundan kaynaklandığı, o nedenle daha mazlum ve sessiz olmaları nedeniyle, Anadolu’nun yetim köylü çocuklarının gönderilmesine" karar verilir.

Hatta Osmanlı’ya göre, "Bu çocuklardan kurtulmak için yaş grubu biraz daha düşürülmelidir."

Önemli olan daha çok yetimden ve masraftan kurtulmaktır. Yaş grubu düşürülür, Anadolu'nun sessiz ve mazlum çocukları seçilir ve birkaç grup halinde binlerce yetim Türk çocuğu daha gönderilip, Alman ailelerin yanına yerleştirilir.

Sonrası mı?

Sonrasını kimse bilmiyor…

Bilinen ise şudur;

Binlerce baba, yaban ellerinde "vatan" diyerek toprağa düşerken,

O babaların evlatları da gurbet ellerde anasız, babasız, vatansız yitip gitmiştir!

Alıntıdır…