Naci Görür adında biri var.
"Yer bilimci mi, gök bilimci mi?" bilemiyorum.
Ülkede en küçük bir sarsıntı mı oldu, "Ben bu işi çok iyi bilirim. Ben demiştim" diyor. "Kahramanmaraş fay hattı, çok acımasız, çok arsız, çok hayasız, çok hudutsuz, çok sınırsız, çok amansız, çok kurnaz, çok çakal, çok hınzır, çok sinsi, çok tilki bir fay. Depremlerin devam ediyor ve edecek olması o yüzdendir. Aman dikkat, aman da aman dikkat, amanın da amanın dikkat!" diye de devam ediyor.
Bununla kalsa iyi..
Efendi, deprem olacak yerleri tek tek işaret ediyor, kaç şiddetinde olabileceğinin de altını çiziyor.
NASA bile bu arkadaşın yanında KASA.
Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Osmaniye ve Adana'da yaşanan deprem sonrası susmuyor mübarek.
Hatırlayınız;
İstanbul'u 2222, Marmara'yı 3333, Orta Anadolu'yu 4444, Doğu ve Güney Doğu'yu tam 5555 kez yıktı yahuuuu.
Ne kaldı geriye?
Bizim KÖY.
Allah'tan orayı atlamış, ya da hatırlayamamış.
Atlamasa, hatırlasa; "Bizim köy de haritadan silinip gidecek."
Bu arkadaş şunu demek istiyor da bir türlü diyemiyor. Onun de-me-di-ği-ni, di-ye-me-di-ği-ni ben diyeyim;
"Bu ülkede her ay değil, her hafta değil, her gün değil, her saat değil, her dakika şiddetli bir deprem olabilir. O yüzden sakın ola kimse evlerine girmesin, bundan sonraki yaşamını çadırlarda sürdürsün."
Nasıl? Zat-ı muhteremin "kofzottirik" düşüncesi bizler için "garanti bir yaşam standardı değil mi?"