Yazının ilk bölümünde; Mustafa Kemal'in cenazesine katılan Dünya Liderleri ve devletlerinin, ona gösterdikleri gerçek saygıdan söz ederek;

" Onları kanunun ön gördüğü şekilde, yalnız olarak Cumhuriyetin yeni başkanı İsmet İnönü takip ediyordu.

Onun arkasında tek sıra halinde Millet Meclisi Başkanı, Başbakan ve Türk Ordusu'nun Genelkurmay Başkanı geliyordu.

Yabancı özel misyonların renkli, üniformaları, harika bir görüntü teşkil ediyordu.

Cenaze töreninde Dünya'nın tüm ülkeleri temsil ediliyordu.

İtalyan heyetine eski Milletler Cemiyeti Delegesi Baron Aloisi, Fransız heyetine İçişleri Bakanı Sarraut, Yunanistan heyetine ise Başbakan Metaksas başkanlık ediyordu" demiştik.

Onların arkasından Türk Hükümeti üyeleri, milletvekilleri, devlet memurları ve subaylar geliyordu

Bir bölük piyade ile, görkemli cenaze alayı son buluyordu.

Cenaze Alayı saat 12'de, Atatürk'ün şanına layık bir anıtkabir yapılıncaya kadar, geçici istirahatgahı olan "Etnoğrafya Müzesi"ne ulaştı.

Yaşamında imkansızı mümkün kılmış olan Mustafa Kemal Atatürk, ölümünde de aynı şeyi yaptı.

Onun naaşının arkasında ilk defa; birbirleri ile savaşan İspanyol Cumhuriyet Hükümetinin temsilcileri ile Franco'nun resmi olmayan askeri idaresinin temsilcileri yürüyorlardı.

Müzenin önüne gelindiğinde; tabut generaller tarafından top arabasından alınarak salona taşındı.

Orada; Cumhurbaşkanı ve Atatürk'ün kız kardeşinin yanı sıra, yüksek yetkililer toplanmıştı.

Üç dakikalık saygı duruşunda, salonda sessizlik hakimdi.

Hiç konuşulmadı ve hiç bir dini tören düzenlenmedi.

Cumhurbaşkanı'nın müzeyi terk etmesiyle, resmi cenaze töreni tamamlandı.

Dünya'nın her yanından çelenkler gönderilmişti.

Türk gazetelerinin tahminlerine göre, bunların sayısı 20 bini buluyordu.

Bu çelenkleri Ankara'ya getirmek için tam sekiz vagon doldurulmuştu.

Müze içinde naaşın her iki tarafına, sadece devlet başkanlarının gönderdikleri çelenkler konuldu.

Diğer çelenkler; yaşamı sırasında kendisi için yapılan anıtlarda yerlerini aldılar.

Tören sırasında bazı ufak hadiseler de yaşandı.

Yunanistan Başbakanı General Metaksas bayıldı ve subayları tarafından cenaze alayından çıkarılmak zorunda kaldı.

Türkiye'de 10 Aralık'a kadar "Ulusal Yas" ilan edildi.

Tüm okullar 8 gün daha kapatıldı.

Anıtların önünde meşaleler yanıyor ve halk önderinin heykellerini ziyaret ediyordu.

Yas sadece devlet başkanı için değil, aynı zamanda Cumhuriyet'in kurucusu ve şekil vereni için de akıyordu.

Atatürk'ün naaşını taşıyan top arabası geçerken askerler, göz yaşlarını tutamadılar.

Aynı imparatorluk muhafızlarının Napolyon'la vedalaşırken ağladıkları gibi...