***
Mahkûma hayatı boyunca hiç mektup gelmedi, sanki onu tanıyan kimse yoktu…
Sadece bir kişi ziyaret etti. Bu gizemli ziyaretçi, onun kim olduğunu merak eden bir kadındı. O meraklı kadın ise, Kral XIV. Louis’nin baldızından başkası değildi. Ziyaretin anlattığı notlara göre; hücrenin içine 2 dakika girmesine müsaade edilmiş. Ancak mahkûm maskesini çıkarırsa, öldürülmesi için iki tane de muhafızın yanında olması şartıyla. Görüşmenin detayları bilinmiyor. Belki de kralın baldızı bu ziyaretle ilgili birkaç satır daha yazmış olsaydı, sır aydınlanabilirdi. Mahkûmun kralın ikiz kardeşi olduğunu savunan iddia sahipleri, “O dönemin kayıtlarında; Demir Maskeli Adam, hücresine girerken ya da bir hapishaneden başka bir hapishaneye nakledilirken insanların onun önünde eğildiğini, aynı zamanda mahkûmun cezasını çekeceği bazı hapishanelerin sadece onun için inşa edildiğini yani, çok önemli biri olmasa, böyle bir masrafın yapılmayacağını” söylüyorlar. Aynı zamanda saraydan gelen yazılara göre, mahkûmun sağlık durumuna ve beslenmesine önem verildiğini de biliyoruz.
Bir insana yapılabilecek en büyük zulümlerden biri yapılıp, onun sağlığına önem vermek sizce de garip değil mi?
“Halkım ekmek bulamıyorsa pasta yesin!”
Bu teoriyi daha dikkatli incelemek için isterseniz dönemin meşhur Fransa Kralı XIV. Louis’nin kim olduğunu biraz inceleyelim. Fransa tarihinin en garip krallarından biri olduğu aşikâr... Müsrifliğiyle tanınan Louis, halkı açlık ve sefalet içindeyken kendisine çok lüks bir saray yaptırmıştı. Nitekim toplum gitgide yoksullaşsa da, kendi lüks yaşantısından asla taviz vermemiş ve çevresine topladığı zengin, dönemin popüler kişilerini sık sık saraya çağırarak onlara altın tabaklarda yemek sunmuş. Hatta “Halkım ekmek bulamıyorsa pasta yesin!” sözü de onun zamanında söylenmiştir.
ÖLDÜRMEK YERİNE NEDEN YILLARCA SAKLADILAR?
Yıllar sonra XIV. Louis’nin oğlu XV. Louis, “Demir maskeli mahkûm yaşıyorsa onu serbest bırakacağım” dedi. Yani mahkûmun saray ahalisinin bilgisinden bile nasıl saklandığını açıkça gözler önüne süren bir söz. O zaman akıllara tekrar aynı soru geliyor; neden öldürmek yerine yıllarca sakladılar? Eğer gerçekten kralın ikizi olsaydı, Alexandre Dumas’s’ın romanındaki gibi birileri onu kaçırabilir ve çok da sevilmeyen kralla yer değiştirte bilirdi. Ya da hapishaneye girmeden önceki hayatıyla ilgili bilgi sahibi olmaz mıydık?
***
Son iddia ise; Demir maskeli adamın bir İngiliz Prensi olduğuyla ilgili…
İddia sahipleri; “Mahkûmun İngiliz Kraliyet Ailesinden olduğunu ve kimse tarafından tanınmaması için yüzünün kapatıldığını” savunuyorlar. Fakat demir maske takması onun daha çok dikkat çekmesine ve dönemin Fransa’sında herkes tarafından merak edilmesine neden olmuştu. Kısacası; İngiliz Kraliyet Ailesinden biri kaybolmuş olsaydı, demir maskeli mahkûm hemen dikkatlerini çekebilirdi ve o dönem İngiliz Prenslerden hiçbirinin kaybolmadığını biliyoruz.
SIRLARINI TOPRAĞA GÖTÜRDÜLER…
Büyük ihtimalle demir maskeli adamın gerçek kimliğini sadece Fransa Hapishaneler Müdürü ve Kral XIV. Louis’nin kendisi biliyordu. Bu sırrı da kendileriyle beraber toprağa götürdüler. Muhtemelen tarihin en gizemli mahkûmunun, maskesinin altında kim olduğunu hiçbir zaman bilme şansımız olmayacak. Belki insan dışında korkulan bir varlık, belki de kralın ikizi… Ya da hiç beklemediğimiz garip, çok garip başka bir sır. Sizlere iddiaları aktardım… Cevabı verebilecek olan yine sizlersiniz.