Yine bizim İrfan Foto’yu kızdırmışlar.

Kim mi?

Din sömürücüleri elbette.

Dini siyasete alet edenler.

Şahsen ben de çok kızıyorum onlara.

Ama İrfan’ın o güzel ifadelerinden sizleri ayırmamak için; yolladığı e-mail ile sizleri baş başa bırakayım.

***

Kahrolsun, dindar geçinip, dine ihanet edenler.

Kahrolsun, vatanperver geçinip, vatana ihanet edenler.

Kahrolsun, Gerçeği bilip de onu saptıranlar.

Yirmi birinci yüzyılın Atatürk Türkiye’sinde cehaleti yenememişsek, yazıklar olsun bize.

Cumhuriyet düşmanları, yüz yıldır bildikleri gerçeği saklayıp, cahil bıraktıkları halkı kandırarak, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığını sürekli körüklüyorlar.

Diyelim ki gerçekten habersiz, cahil halkın suçu yok.

Ancak bildiklerini saklayıp, gerçeğin tam tersini anlatan; okumuş geçinenler, Allah’a nasıl hesap verecek?

Zaman zaman gerçekleri ve gerçek dışı iddiaları anlatmıştım.

Ancak izlediğim bir sokak röpörtajında geri zekalının biri “CHP iktidara gelirse bizi camiye sokmazlar” deyince cinlerim tepeme fırladı.

Önce anlattıklarımı, tekrar anlatma gereğini duydum.

Yıl 1942; yani 80 yıl önce.

İkinci Dünya Savaşı.

Hitler’in orduları Edirne’ye dayanmış, her an İstanbul’a girebilir.

İnönü bir önlem olarak Topkapı Saray’ındaki Peygamberimizin kıymetli eşyaları dahil, tüm hazinelerini vagonlara doldurup gizlice bir gecede Niğde’ye gönderir.

Niğde’de iki, Ulukışla’da da bir camiye yerleştirir.

Koruma olarak da her caminin önüne birer süvari birliği görevlendirir.

Camiler kıymetli eşyalarla dolu olduğu için görevliler, içeriye hiç kimseyi sokmadılar.

Süvari birliğinin atlarını beslemeleri için de, cami avlusuna saman ve yem konulunca da ahıra benzediği doğrudur.

Bu gerçeği bilen ve Allah’tan korkmayan okumuş bazı kişiler cahil halka “CHP camiye sokmaz ve orayı ahıra çevirir” derler.

Aradan 80 yıl geçmesine rağmen, bu yalanı bilerek sürdürenleri Allah kahretsin.

Önceki yazılarımda İnönü’nün Churcil ile Yenice’de buluşmasını anlatmıştım.

İşte 31 Ocak günü Yenice’ye giderken, treni Niğde’de durdurup, bu camileri teftiş etmiştir.

90 yıl önce Cumhuriyet savunuculuğunu yapan Kubilay’ın, koyun gibi kafasını kesenlerin idam edilişinin intikamı hala sürdürülmekte.

Gene 90 yıl önce, Musul ve Kerkük’ün Türkiye’ye verilmesi için Milletler Cemiyeti’nin toplandığı gün “Din elden gidiyor” diyerek çıkarılan “Şeyh Sait İsyanı” ile elimizden gidişini yanlış anlatanları Allah Kahretsin.

İşin gerçeği şu:

Bizim tezimiz “Türk-Kürt kardeştir” olmasına rağmen “Din elden gidiyor” diyerek çıkarılan isyanın adını “Kürt İsyanı” olarak empoze edildi.

Böyle olunca Milletler Cemiyeti Musul ve Kerkük’ü bize vermekten vaz geçti.

100 yıl önce İngiltere’nin casusluğunu yapıp camilerde camilerde “Kuvayı Milliyeci’ler vatan hainidir, onlara katılmayın, Yunanlılara iyi davranın, bu padişahın emridir” diyen İskilip’li Atf Hoca’nın idam edilişinin yası halen tutulmaktadır.

Yaptığı tüm vatan hainliklerini bildikleri halde ş”apka giymediği için astılar” yalanını çıkaranları ve 100 yıldır körükleyenleri Allah Kahretsin.

Bu memleketi; din bahanesi ile dinden soğutanlardan, ikbal uğruna dinini yıkıp her türlü yalanı üretenlerden kurtulmadığı ve cahil halkın aydınlatılmadığı sürece dinimize ve vatanımıza kast edenlerle baş edemeyiz.