Adana’da son dönemde giderek daha fazla vatandaşın şikâyet ettiği bir uygulama var: Kuaför salonlarında kredi kartı geçmiyor. Saç kesimi, boya, bakım ya da başka bir işlem için salona giren özellikle kadınlar, işlemler bittikten sonra kasada beklenmedik bir tabloyla karşılaşıyor. “Kredi kartı almıyoruz”, “Sadece nakit”, “Posumuz yok” gibi cümleler, hizmet tamamlandıktan sonra dile getiriliyor. Önceden bilgilendirme yok, uyarı yok, seçenek yok. Vatandaş adeta köşeye sıkıştırılıyor.
Bugünün Türkiye’sinde, nakit taşımanın neredeyse istisna haline geldiği bir dönemde, bu uygulama ister istemez soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Marketten taksiye, manavdan büfeye kadar en küçük işletmelerin bile kredi kartı kabul ettiği bir ortamda, kuaför salonlarının ısrarla “nakit” demesi masum bir tercih mi, yoksa başka bir sorunun işareti mi?
Vatandaş açısından durum son derece net: Hizmet almış, karşılığını ödemek istiyor. Ancak ödeme yöntemi konusunda önceden bilgilendirilmediği için mağdur ediliyor. Kasaya geldiğinde “nakit yok” dediğinde ise çözüm sunulmuyor; ya dışarı çıkıp ATM arayacak ya da tanıdıklarından para isteyecek. Bu, açıkça bir zorlamadır. Üstelik çoğu zaman kadınlar, yoğun işlem sonrası yorgun bir haldeyken bu durumla karşı karşıya bırakılıyor.
Peki, işletmeler neden kredi kartı kabul etmiyor? Bu sorunun yanıtı çoğu zaman açıkça verilmiyor. “Komisyon yüksek”, “Pos arızalı”, “Nakit tercih ediyoruz” gibi yuvarlak ifadelerle konu geçiştiriliyor. Oysa bu gerekçeler ne tüketici vicdanında ne de kamuoyunda ikna edici bulunuyor. Çünkü pos komisyonları yıllardır bilinen bir gerçek ve pek çok sektör bu maliyete rağmen kartla ödeme almayı sürdürüyor.
Asıl soru şu: Kredi kartı kabul etmeyen bu işletmeler, vergisel yükümlülüklerden mi kaçıyor? Gelirini kayıt altına almak istemeyen, fiş veya fatura kesmeyen işletmeler için nakit, ne yazık ki hâlâ en “rahat” yol olarak görülüyor. Bu durum yalnızca tüketiciyi değil, devleti de zarara uğratıyor. Vergisini düzenli ödeyen esnaf haksız rekabete maruz kalırken, kayıt dışı ekonomi büyüyor.
Üstelik burada bir diğer önemli boyut daha var: Tüketici hakkı. Bir işletme, ödeme yöntemini sınırlıyorsa bunu açıkça ve hizmet başlamadan önce belirtmek zorundadır. Kapıya asılacak net bir uyarı, randevu sırasında yapılacak açık bir bilgilendirme bu sorunu büyük ölçüde ortadan kaldırır. Ancak pek çok kuaför salonu bunu bilinçli olarak yapmıyor. Çünkü biliyorlar ki müşteri önceden bilse ya gelmeyecek ya da başka bir salonu tercih edecek.
Bu noktada denetim mekanizmalarının devreye girmesi şart. Ticaret İl Müdürlüğü, vergi daireleri ve ilgili meslek odaları bu uygulamaları görmezden gelmemeli. Kredi kartı kabul etmemenin hukuki ve mali boyutları net bir şekilde incelenmeli, gerekirse yaptırımlar uygulanmalıdır. Denetimsizlik, bu tür alışkanlıkların yaygınlaşmasına zemin hazırlıyor.
Bu konu artık bireysel bir şikâyet olmaktan çıkmış, toplumsal bir mesele haline gelmiştir. Vatandaş “Acaba vergi mi kaçırılıyor?” sorusunu yüksek sesle sormaya başlamışsa, burada ciddi bir güven sorunu var demektir. Güvenin zedelendiği yerde ne esnaf kazanır ne de toplum huzur bulur.
Kimse kredi kartı kullanmak zorunda değil ama kimse de nakde zorlanamaz. Şeffaflık, dürüstlük ve bilgilendirme hem esnafın hem de kamunun sorumluluğudur. Bu konuya kulak tıkamak yerine üzerine gidilmesi, hem tüketicinin korunması hem de adil ticaretin sağlanması açısından artık bir zorunluluk olduğu bilinci ile bu işin üzerine gidilmesi gerekiyor.