Adana’nın hafızası biraz daha eksiliyor. Bir bina yıkılmıyor aslında; bir dönemin sesi, gölgesi, alışkanlığı sessizce sökülüp götürülüyor.

Çukobirlik Binası… Adana siluetine yıllarca omuz vermiş, uzaktan bakınca “eve geldik” hissini uyandıran o 16 katlı yapı, 4 Şubat 2026’da resmen tarihe karışmak üzere ihale masasına konuyor. Betonun da bir kalbi olur mu bilinmez ama bu binanın Adanalıların kalbinde yeri olduğu kesin.

1980’de yapımına başlanan Çukobirlik Binası, yaklaşık 30 yıl boyunca kentin üretim hafızasının, emeğin ve kamusal yaşamın bir parçasıydı.

Son 15 yıldır atıl durumda beklemesi, onu değersiz değil; aksine daha hüzünlü kıldı. Camları kararmış, duvarları suskun olsa da hala anlatacak çok hikâyesi vardı. Önünden geçen herkesin zihninde başka bir anı canlanıyordu: Bir iş günü, bir bekleyiş, bir umut.

15 Nisan 2025’te alınan belediye meclisi kararıyla imar statüsünün “Kamu Hizmet Alanı”na çevrilmesi, sürecin artık geri dönüşü olmadığını gösterdi.

İmar ve Kamu İhale Kanunu çerçevesinde belirlenen 30,50 metrelik yapı yüksekliği, eski siluetin yerini alacak yeni bir düzenin habercisi oldu. Öğrendiğimize göre alana Adliye Lojmanı yapılacak. Elbette kamu ihtiyacı önemlidir; ancak insan sormadan edemiyor: Kentlerin ihtiyaçları yalnızca bina mıdır?

Adana, son yıllarda simge yapılarını birer birer kaybediyor. Her yıkımda “yerine yenisi yapılacak” deniyor ama gidenin bıraktığı boşluk doldurulamıyor. Çünkü mesele yalnızca işlev değil; aidiyet. Çukobirlik Binası, Adana’nın modernleşme hikâyesinin sessiz tanıklarından biriydi. Şimdi o tanık da susturuluyor.

Belki bu yazı yıkımı durdurmaz. Belki ihale günü geldiğinde kepçeler yine çalışır. Ama hiç değilse şunu kayda geçirelim.

Çukobirlik Binası sadece eski bir yapı değildi. Adana’nın belleğinde iz bırakan, göğe bakarken yön bulmamızı sağlayan bir işaretti. Ve şimdi, bir şehir, biraz daha hafızasını kaybediyor.