AVM'lere, kafelere, pastanelere, lokantalara gidiyorsunuz.. Yemekten sonra hesabı istiyorsunuz, ödüyorsunuz.. Fakat, ücretin fazla oluşu kafanızı ziyadesiyle kurcalıyor.. FİŞ'e dikkatle göz gezdirdiğiniz de, büyük ŞOK geçirip, "hizmet bedeli" geçirmasyonuyla

karşılaşıyorsunuz.

"Hizmet bedeli nedir Allah'tan korkmazlar?" diye bağırıp, isyan etmek isteyenler, "utanma belasının" ne mana taşıdığını hatırlayıp, etmiyor, e-de-mi-yor.

Efendilere (!) "Müşteriye hizmet etmek için oraya aldığınız garsonlar ne işe yarar?" diye sormak gerekir.

........

İştahla yemeğini -tatlısını yiyen, keyifle kahvesini-çayını içen vatandaşın, dudak uçuklatan, cep ve can yakan, fahiş fiyatlarla analarını ağlatmanız yetmezmiş gibi, geçirmasyonunuzu bir de "hizmet bedeli patenti" ile süslüyorsunuz?

Adamlar, kendisine hizmet eden garsona bahşişini veriyor zaten bre "ar damarı" çatlamış utanmazlar..

Hal ve ahval aynen böyleyken, "hizmet bedeli" almak ne demek oluyor? bre gözü doymaz akbabalar..

Bu hassas noktada, çakalların ÇOK, aslanların AZ olması;

"Adama koyuyor be dostlar."

.........

-İstisnalar yok mu?

-Tabi ki var.

-Onların dürüst tavrını, kul hakkına saygı duymasını, hizmet kalitesini, herkes gibi bende görüyor, biliyor, haklarını teslim ediyor, avuçlarım kızarana dek ayakta alkışlıyorum.

........

"Telemeden yağ çıkar mı?" diye sormuş ya bir bilen,

"Bir bilen" bugünleri ve bu vicdan fukarılarını görmüş, o soruyu sormuş sanki.

Bu soytarı bakış ve davranışı "bile isteye" kış uykusuna yatıp görmeyen, görmek istemeyen müptezellere:

-KISSA'dan değil, UZUN'dan "hissesiz hissem" olsun..

Alsınlar, işyerlerinin girişine KAPAK diye assınlar.

.........

Yüzlerce muhteşem eserleri besteleyerek, doyumsuz sesi ile hayat veren, Türkiye'de milyonlarca hayranı olan hemşehrimiz Adanalı Ferdi Tayfur, Hak'kın rahmetine kavuştu..

Toprağın bereketli, mekanın Cennet olsun.. Nurlarda uyu FERDİ BABA.