‘Heykeli dikilecek adam!' sın denir ‘iz’ bırakan insanlara.
Kendini vazgeçilmez zannedenlere de; “Mezarlıklar kendini vazgeçilmez sanan insanlarla dolu!” deriz.
Yaşamın her alanında; bilimde, sanatta, edebiyatta, sporda, siyasette ve daha birçok alanda insanlık için yenilik, buluş, kalıcı proje ve güzel işler yapanların gerçekten de heykeli dikilir.
Heykeli dikilen o değerli insanımız sanki canlıymışçasına parklarda, alanlarda, meydanlarda, sessizce bakarlar insanlara,
O değerli heykeli dikilesi insanlar yaptıklarıyla, bıraktıkları eserleriyle zaten ölümsüzleşmişlerdir.
Her insanın anılmaya değer işler yapmasını, kalıcı eserler bırakması gerektiğini, insanlığa yararı dokunanların, eser bırakanların unutulmayacaklarını bilmeleri gerekiyor.
İnsanların çok yaşaması elinde değil ama adını çok yaşatması elindedir.
Kendi çevremize, Adana’ya, yönetenlere bakacak olursak da, sürekli yakınan, değişmek için hiçbir şey yapmayan insanlarla dolu.
Adana’nın plakası 01… 1 Numara olması gerekirken, bir türlü gelişemiyoruz, Neden? Herkes kendini vazgeçilmez zannediyor, tek adam olmak istiyor, benden başkası yönetemez zannediyor. Bu ego da genelde yönetenlerde görünüyor.
Kim üstüne alır bilmiyorum ama,
Kendilerini insanlığa adayan, insanlığın yararlanacağı işler yapanların sadece heykelleri dikilmiyor. Bu insanların adları ölümsüzleştiriliyor.
O yüzden “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” sözünü de hatırlayarak, Adana’nın tek eksiği bir araya gelememek olduğunu hatırlayalım ve bir masanın etrafında toplanalım.
Bu şehri laik olduğu yere getirelim.
İsmimizi ölümsüzleştirelim.
Aşık Veysel ne demiş?
"Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın…"