Günlerden hayırlı Cuma.

Yer; Dünya'nın en kalabalık Müslüman ülkesi olan Endonezya'nın başkenti Jakarta.

Suudi Büyükelçiliği'nin önünde büyük bir kalabalık var.

Camdan bakan ve durumu anlamlandıramayan konuk bir senatör dayanamıyor, merak ederek soruyor;

"Nedir bu kalabalık"

Cevap çok ilginç;

"Sir, bu insanlar her Cuma bana büyük bir baş ağrısı yaşatıyorlar"

Senatör, çoğunluğu neredeyse çocuk yaşta olan kalabalığa bir daha dikkatlice bakıp durumu çözmek ister.

Büyükelçi anlatımını sürdürür;

"Suudi iş adamları 20 günlük turlar ile bu ülkeye gelirler.

Çok dindar oldukları için(!) yoksul kız çocukları ile sadece dini nikah kıyarlar ve seks ihtiyaçlarını giderirler.

12-15 yaşındaki bu kızların çeyizleri  ile fiyatları sadece 100 dolardır.

Kızların babaları kutsal topraklardan gelen bu adamlarla ilişkiye girmelerinden dolayısı ile memnun olur.

Çünkü bu bir onurdur.

Kızları iki üç hafta kullanan, Suudiler dönüş zamanı kızları karınlarında bebekleri ile bırakır.

İşte Büyükelçiliğin önündeki kalabalık, hamile bırakılmış olan o kalabalıktır.

Suudiler ile sevişerek babalarına onur kazandıran bu kızlar 9 ay sonra, kimliksiz ve babasız çocuklarıyla Suudi Büyükelçiliğinin kapısında, çocuklarına kimlik ve vatandaşlık çıkartmak için bir çare, Suudi Elçiliği önünde bekleşirler.

Ancak ne çare kimlikleri de pek çıkaramazlar.

Çünkü ilişkide resmiyet yoktur.

Ama her şey dini  usullere uygundur

Bu anlattığım olay yaşanmıştır ve yaşanmaya devam etmektedir.

Birleşmiş Milletler üyesi bir ülkenin büyükelçisi tarafından NewYork'ta, Schiller Enstitüsünde bizzat anlatılmıştır.

Irak, Suriye, Cezayir laik olmaya çalışan ülkelerdi.

Hepsini yerle bir etmeyi başardılar.

Irak'ta 3 milyona yakın kadını kocasız bıraktılar.

Sonra demokratik yollarla, onlara tecavüz ettiler.

Gerekçeleri de 'Kocaları nükleer silah saklıyor!"du.

İngiliz ajanı Suud ailesi üzerinden tüm olanlarını yürüttüler.

11 Eylül bahaneleriydi.

Oysa 11 Eylül'de bahsi geçen teröristlerin hepsi Suudi idi.

Bombalar galiba yanlış ülkelere atılmıştı.

Ey Anadolu insanı.

Sen masmavi gökyüzünü izliyorsun ya.

Mesela Hiroşima'lı dedelerin torunları izleyemez.

Vietnamlılar,Irak'lılar,,Suriyeliler, Libya'lılar gökyüzüne senin kadar güzel bakamaz.

Sen Vahabi anlayışın ile gurur duyarsın.

O yüzden sana ait olmayan bir kimliği taşıyorsun.

Yabancısın.

Anadolu halkının hoşgörüsünü ve yaşamsal bakış güzelliğini kaçırdın.

Vahabileştin, Araplaştın.

Ey Anadolu.

Dört yaşındaki çocukların başlarını kapayarak müslümanlaşıyorsun ya şuraya yaz.

Gün gelecek ABD Büyükelçiliğinin önünde seni gururlandıracak b

ir kimlik bekleyeceksin.

İşte o zaman anlamamakta ısrar ettiğiniz "Laikliğin" ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün değerini anlayacaksınız, ama iş işten, çoktan geçmişolacak.