Son yayımlanan valiler kararnamesiyle birlikte Türkiye genelinde birçok ilin valisinin görev yeri değişti. Ancak bu kararname, sadece bir bürokratik yer değişikliğinden ibaret olmadığını, son günlerde yaşanan veda törenleriyle hepimize bir kez daha gösterdi. Valilerin görev yaptıkları illerden ayrılırken yaşadığı duygusal anlar, halkın valilerini bağrına basması ve gözyaşlarıyla yapılan vedalar, devlet-vatandaş ilişkisinde sessiz ama derin bir dönüşümün en somut göstergesi oldu.

Bir zamanlar valiler, devletin mesafeli, sert ve hatta korkulan yüzü olarak görülürdü. Makam odalarının kapıları kalın, ulaşılması zor; halkla temas ise sınırlıydı. Ancak son yıllarda bu algı köklü bir şekilde değişmeye başladı. Bugün valiler, sokakta, pazarda, taziyede, düğünde, afet alanında, vatandaşın tam yanında. İşte bu samimiyet, son valiler kararnamesiyle yapılan veda törenlerinde adeta ete kemiğe büründü.

Adana’ya atanan Karabük Valisi Mustafa Yavuz’un veda töreninde yaşananlar bunun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Halkın, “Bir vali değil, bir aile büyüğünü uğurluyoruz” duygusuyla törene katılması; Denizli’ye atanan Adana Valimiz Sayın Yavuz Selim Köşger’in vedasında yaşanan duygusal anlar, Osmaniye Valisi Sayın Erdinç Yılmaz’ın Eskişehir’e uğurlanırken yaşanan duygu dolu anlar…

Tüm bu sahneler bize şunu açıkça gösterdi: Valiler artık sadece makam sahibi değil, gönül sahibi.

Bu tablo, devletin vatandaşa bakış açısındaki değişimin de aynasıdır. Bugün devlet; buyuran, korkutan, mesafe koyan bir yapıdan ziyade; anlayan, dinleyen, sarıp sarmalayan bir anlayışla sahada. Valiler ise bu anlayışın en güçlü temsilcileri. Kriz anlarında ilk sahaya inen, acıyı paylaşan, sevinci çoğaltan bir yönetici profili, vatandaşla kurulan bağın ne kadar derinleştiğini ortaya koyuyor.

Veda törenlerinde görülen gözyaşları tesadüf değil. O gözyaşları; bir bürokratın değil, bir dostun, bir evladın, bir ağabeyin gidişine dökülen gözyaşları. Aynı şekilde valilerin de vedalarda duygulanması, bu ilişkinin tek taraflı olmadığını, karşılıklı bir gönül köprüsünün kurulduğunu gösteriyor. Makamlar geçici, gönüller ise kalıcıdır. İşte bu gerçek, son kararnameyle birlikte bir kez daha güçlü şekilde hissedildi.

Elbette görev yerleri değişir, makamlar devredilir. Ancak geride bırakılan izler, kurulan bağlar ve gönüllerdeki yerler asla silinmez. Bugün bir vali, görev yaptığı şehirden dualarla uğurlanıyorsa, bu hem o yöneticinin başarısıdır hem de devletin insani yüzünün kazandığı büyük bir zaferdir.

Son valiler kararnamesi, bizlere sadece isimlerin ve illerin değiştiğini değil; yönetim anlayışının, iletişimin ve devlet-vatandaş ilişkisinin de ne kadar değiştiğini gösterdi. Devlet artık daha sıcak, daha ulaşılabilir ve daha samimi. Ve bu değişimin en güzel yansıması, gözyaşlarıyla yapılan vedalarda saklı.

Belki de artık şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Valiler, devletin sert sesi değil; devletin vicdanı, merhameti ve şefkatli eli oldu.

Ve halk, bunu gördü, hissetti ve bağrına bastı.