Konuya "bodoslama" dalayım;

"Partiler milletvekili ve belediye başkan adaylarını belirlerken belli olan, kabul gören, şaibesiz isimlerle yola çıkmalı."

Bugünün fotoğrafına bakıldığında, böyle bir durumun "durum dışına itildiğini" görüyoruz..

Maalesef tüm partilerde bu "ucube anlayış" var..

Aşı varmı?

-Yok.

Aşıcı varmı?

-Yok.

Işık varmı?

-Yok.

Işıkçı varmı?

-Yok.

Çare varmı?

-Yok.

Çareci varmı?

-Yok.

Düzen varmı?

Yok.?

-Düzelten varmı?

-Yok.

Umut varmı?

-Yok.

Ümit var mı?

-Yok.

.......

Bunca yoklar arasında, parlamento çatısına altında görev ifa eden (!) milletvekili duruşuna, belediye başkanlarının yönetim biçimlerine baktığınızda;

"Rezil-zibil anlayışın, rezil-zibil olmayan anlayışa "bin bastığına" tanık olmanız kaçınılmaz hal alıyor.."

Altını kalın hatlarla çizerek belirtmek isterim...

-Şeklen, mantıken ve ahlaken ortalıklara saçılmış olan "yönetememe hali" bu güzel ülkede yaşayan vatandaşları "haklı olarak" derin düşüncelere sevk ediyor;

"Ne olacak bu işin sonu?" sorusu sor-du-ru-yor..

Sözkonusu soru yeterince cevap bulur mu?

-Bulmaz.

İkna edici yani var mı?

-Yok.

Olabilir mi?

-Olmaz.

Bu kadar mı?

-Bence bu kadar.

.......

Hangi adaylarla yola çıkmaları gerektiği konusunda "gerekli ehemmiyeti" gösterecek olan kesim;

"Seçime girecek partilerdir."

O ehemmiyet gösteriliyor mu?

-Asla.

Gösterilir mı?

-Katta.

Çünkü bu uğurda kendilerine düşeni, "bile isteye" yerine getirmeyen, bu meseleyi "ahpap-cavuş ilişkisine" döndüren parti kimliği taşıyan cenah olurken...

Vatandaş olarak, görevini aslanlar gibi yapan bizleriz..

Laga-luga etmenin manası yok;

"Gerçek bu."

......

Seçiciler, "seçicilik görevini" yapmıyor, yapamıyor, yapmak istemiyor sa;

-Vatandaş olarak kime "çektir git" diyebiliriz?

-Anlayanlara da, -Anlamayanlara da,

-Anlamak istemeyenlere de;

"Veladdallin amin."