Gelişmiş demokrasilerde saflar ve görüşler nettir. Kişi, kişiler, küçük bir azınlık değil, toplumun tüm katmanlarının çıkarı her şeyin üzerindedir. Ki, bir bürokratın varlığının nedeni de budur.  Hizmet ettiği şehrin çıkarlarını düşünmesi lazım.

Bir bürokrat, belli bir süreç içinde alanında yer alan değişiklikleri hissettirmiyorsa o bürokratı değiştirmek lazım.

Bürokrasi durmuş. Birkaç bürokrat dışında çalışan yok. "Neme lazımcılık almış başını. "İş yapılacakmış" kimsenin umurunda bile değil.

Geçtiğimiz günlerde yine yazdım bürokratları. ’’Uyuyan bürokratlar’’ Kuyruklarına basılmadığı sürece bürokrasi müdahaleci olmuyor ne yazık ki.

Biz bu tür işleri bir türlü rayına oturtamadık. Yaptığımız işin hakkını bir türlü veremedik. İnsanları zulmetmeyi hizmet olarak gördük.

Sevgili bürokratlar artık kafanızı soktuğunuz kumdan çıkartın,

Neyin gayretindeyiz onu da anlamış değilim ama mesleğimiz gereğince memleketin sorunlarını dile getirme adına kendimizi görevli hissediyoruz ve bürokrasinin yeterince işlemediğini, birçok kez yaptığımız haberlerle de kanıtlıyoruz.

Bizim hissettiğimiz hassasiyeti maalesef diyorum ‘bürokrasi ‘hissetmiyor.

Ya da bir başka ifade ile bürokrasi mi işleri engelliyor, yoksa işler mi bürokrasiye ağır geliyor?...

Açıkçası “yumurta/tavuk” misali… Hangisi hangisinin sebebi veya sonucu?

Ne yazık ki kavramlar karıştırılıyor; zira kafalar karışık.

Peki, bütün bunlar kimin umurunda? Kimsenin umurunda değil.

Bürokrat adeta kaplumbağa gibidir.

Kaplumbağaların ömrü uzun olur, nitekim bürokrasinin de ömrü uzundur;

Kaplumbağalar yavaş hareket etmeyi sever, bürokrasinin de statükodan gelen yapısıyla hızı sevmediği açıktır;

Kaplumbağalar bir tehlike karşısında kafasını, ayaklarını kabuğunun içine çekerek tehlikenin geçmesini bekler, bürokrat da aynen böyledir.

Yani bürokrat da tehlikeyi görünce temel refleks olarak gizlenir

Açıkçası biraz farklı bakılırsa bürokrasinin niyeti ve tavrı çok iyi anlaşılır. Dolayısıyla bürokrata değil, mevzuat ile şekillenen bürokrasiye güvenmek daha doğrudur.