Türkiye'de dilden dile dolaşan hikâyelerin başında ‘Bitlisli Belkıs’ hakkındaki hikâye gelir. İddialara göre köydeki bebeklerin sakat doğmasının ardından, bazı bebekleri alıp kaçtığı iddia edilen Belkıs'ın evine giren köylüler, evin sanki yıllardır terk edilmiş gibi olduğunu gördükten sonra köyü terk etti.

 

Türkiye'de dilden dile dolaşan hikâyelerin başında Bitlisli Belkıs’ hakkındaki hikâye gelir. İddialara göre köydeki bebeklerin sakat doğmasının ardından, bazı bebekleri alıp kaçtığı iddia edilen Belkıs'ın evine giren köylüler, evin sanki yıllardır terk edilmiş gibi olduğunu gördükten sonra köyü terk etti.

 

Peki, 1960‘lı yıllarda yaşanmış Bitlisli Belkıs olayının ayrıntılarında neler var?

 

Jandarma kayıtlarına geçen, görgü tanıklarının ifadelerinde neler yazıyor?

 

İşte korku filmlerini aratmayan ‘Bitlisli Belkıs’ olayı...

 

***

1960’lı yılların ortalarında, Bitlis’in tenha köylerinde yeni doğan çocukların bir bölümünde tuhaf rahatsızlıklar ortaya çıkmıştı. Bazıları el ve ayakları olmaksızın, bazıları ise yılan derisine sahip veya tek gözlü olarak dünyaya gelmişti. Her ne kadar engelli çocukların doğumu yaşamın olağan bir parçası olsa da, Bitlis’teki bu durum çok daha garip ve korkunç bir boyuttaydı. Bu olayın dehşeti yalnızca köy sakinleri tarafından değil, tüm Anadolu’da duyulmuştu. Yeni doğan bebeklerin neredeyse tamamında bu rahatsızlıklar görülüyordu. Köylüler, üzerlerine bir çeşit lanetin veya belanın geldiğini düşünmeye başladılar. Bunu çözmenin bir yolunu bulmak isteyen bölge halkı, büyücülük konusunda nam salmış bir kadına gitmeye karar verdi. Bu kadın, köylüler tarafından Belkıs Ana olarak anılmaktaydı. Hatta hatırlarsanız, meşhur ‘Dabbe-5’ filminde bizler onu ‘Bitlisli Belkıs’ olarak tanımıştık. Bitlisli Belkıs’ın hikâyesi bu topraklarda yaşanmış olmasının yanı sıra, dehşet verici öğelerle dolu. Öyle ki, yalnızca anlatıldığında bile insanı ürküten bir atmosfere sahip.

 

60’lı yıllarda Bitlis’in köylerinde yaşanan korkunç olaylar üzerine, köylüler üzerlerine çöken bu garip durumu anlamak için Belkıs Ana’dan yardım istemeye karar verdi ve apar topar dayandılar onun kapısına. Bitlisli Belkıs, dikkatlice köylülerin sorunlarını dinledi ve sonunda bu tuhaf durumun kaynağını ortaya çıkarmayı vaat etti. Sert bir ifadeyle köylülere dönerek, yaşadıkları bu olayların günahlarının bir cezası olduğunu söyledi. Her aileden bir çocuğu yanına getirmelerini, böylece kötü enerjinin ne yüzünden toplandığını anlayabileceğini belirtti.

 

Bu olaylara şahit olan köylülerden birinin, resmi kayıtlara bıraktığı ifade şu şekilde;

“Belkıs Ana’yı yalnızca bir kez görmüştüm. İnsanların onun mübarekliğine ve ilmine olan saygıları beni derinden etkilemişti. Bir gece, yeni doğmuş hastalıklı bir çocuğu ona getirmişlerdi. Belkıs Ana, diğer çocukların annelerini evinin bahçesinde toplamıştı. 15 kadar kadın, Belkıs’ın evinin bahçesinde durmuş, ellerinde Kur’an-ı Kerim’le onun istediği ayetleri hep bir ağızdan okuyorlardı. O sırada Belkıs Ana, yeni doğmuş iki gözü olmayan bir bebeği beşiğin içine koyduğunda köylüler de ordaydı. Çocuğun gözlerinin olması gereken yer, ne yazık ki deriyle kaplıydı ve alnıyla bütünleşmiş gibiydi. Belkıs, çocuğun yüzüne göz şekilleri çizmiş ve tuhaf yazılar karalamaya başlamıştı. Birkaç dakika içinde ilk kez duyduğumuz sözleri okuyup, yükselen bir sesle bağırdı. O esnada oradaki tüm kadınlar da ve ben de şahit olduk ki, kara bir gölge beşiğe doğru gelmeye başladı. Bu siyah gölge, çocuğu aldığı gibi hızla oradan kaçıp gitti. O anda oradaki herkes çığlık çığlığa bağırıp dağılmıştık. Hiç birimiz daha önce böyle bir olaya şahit olmamıştık. Sonradan duyduğuma göre bu yaşanan olaya rağmen köylülerden çocuklarını ona götüren başkaları da olmuş. Belki 4-5 kez daha aynı olay tekrarlanmıştı.

 

***

Bu çocukları böyle alıp götüren siyah gölge neydi?

 

Nasıl bir güç böyle bir şey yapabilirdi?

 

Bu sorular o zamanlar herkesin aklını meşgul etmekteydi.”

 

Evet, köylülerden birinin ifadesi bu şekildeydi. Ama yaşananlar bununla sınırlı değil.. Çocuklarını Belkıs Ana’ya götüren bir babanın anlattıkları var sırada. (Devam Edecek…)