Meclise ve Atatürk’ün mezarına gidip, ona hakaretler içeren mesajlar atan bir meczup genç kız, gördüğü tepkiler üzerine “pişman olduğunu” söylemiş.

Buna rağmen tutuklanmış.

Belli ki ceza yiyecek.

Benim Polonya’nı Başkent’i Warszava’da yaşayan kuzenim Kudret Demirkol, İlhan Selçuk’un Ulu Önder Atatürk’le ilgili bir yazısını yollamış ve

“O genç kıza bu yazıyı 50 kere okutun, başka da ceza vermeyin” demiş.

İsterseniz birlikte okuyalım, bakalım Kudret haklı mı?

***

Arap İngiliz’le birleşmiş Türk’ü arkadan vurmuş.

Ermeni Rus’la birleşmiş, Doğu Anadolu’yu kana bulamış.

Rum Yunan’la, Yunan İngiliz’le birleşmiş, Batı Anadolu’yu ele geçirmiş.

Ülkenin mahvolmadık, yıkılmadık, yanmadık, kan dökülmedik, kül olmadık hiçbir yeri kalmamış.

Elde avuçta İstanbul ile İzmir bile yok.

Anadolu’nun 6-7 milyon nüfuslu en yoksul bölümüyle, yüzde 95’i okuma yazma bilmiyor; yorgun, bitkin, ezik bir halk.

Nasıl kurtulmuşuz şaşıp kalıyorum.

Yunan’ı nasıl denize döküp, hizaya getirmişiz, İngiliz’i İstanbul’dan nasıl çıkarmışız?

Dünya’nın süper güçleriyle masaya nasıl eşit oturmuşuz?

Yıl 1923.

Anadolu’da 10-11 milyon savaş artığı yaşıyor; aç bilaç, parasız.

Yüzde 95’i, elif’i görse mertek sanacak kadar alfabesiz.

Ne yapacaksın?

Demokrasi yap.

Nasıl yapacaksın?

İkibinli yıllarda Nurcu tarikatının ardına bu kadar adam takılmışken; 1923’ün yanmış yıkılmış Anadolu’sunda nasıl demokrasi yapacaksın?

Kalan ne?

Yıl 1923.

Komşunun komşuyu boğazladığı iç savaşlardan, Anadolu’yu mezbahaya döndüren dış savaşlardan yeni çıkmışsın.

Fabrikan yok, işçin yok.

İş adamın yok, mühendisin yok.

Doktorun yok, uzmanın yok.

Tüccarın yok, suyun yok, barajın yok, elektriğin yok.

Kadınların çarşafla çuvala giriyor, erkeğin dört karı alıyor.

Yurttaşlık yasası yok, üniversiten yok, Bankan yok, ihracatçı yok, ithalatçı yok.

Her şeyden öte, sermayen yok.

Kalkın bakalım, nasıl kalkınacaksın?

Sermayesiz ekonomik kalkınmanın, yumurtasız omletten ne farkı var?

Peki bu durumda Mustafa Kemal kuşağı ne yapmış?

Yöneticiler devletçiliğe, neden ve nasıl sarılmış?

Türkler bankacılığı nasıl öğrenmiş?

Merkez Bankası 1930’a değin neden açılamamış?

Özel sektör nasıl oluşturulmuş, yeni devlet nasıl kurulmuş?

Çağdaş öğretime nasıl geçilmiş?

1920’de 10-11 milyon nüfusun yüzde 95’i alfabesizken, savaş artığı bir toplumla okuma-yazma seferberliği nasıl aşılmış?

Kitaplarda kitap yokken, Ulusal Kütüphane nasıl kurulmuş?

Okullarda tarih kitabı bile yokken, tarih nasıl yazılmış.

Yok olmanın kıyısından çıkıp, var olmanın doruğuna nasıl tırmanılmış?

Yunanlı ile dostluk nasıl kurulmuş, Avrupa’da saygınlık nasıl kazanılmış, şaşıp kalıyorum.

Hiçbir şeyimiz yokken, neler yapmışız, her şeyimiz varken, neler yapamıyoruz?

Ben de bu ortamda, Mustafa Kemal’e saldıranlara bakıyorum; vicdanları var mı diye düşünüyorum…