İnsanların çocukluktan itibaren kazandıkları bir çok alışkanlıkları vardır. Bunlardan bir tanesi de, alışveriş alışkanlığıdır. Geçmiş dönemlerde AVM, Süpermarket vb. gibi alışveriş merkezleri olmadığı için, çarşı-Pazar diye tabir edilen alışverişte; bakkal, şarküteri, manav, kasap, fırın ve semt pazarları, halkın alışveriş yaptığı noktalardı… Et mi alacak, kıyma ya da ciğer mi alacak kasap orada, ona giderdi… Meyve, sebze, yeşillik mi alacak, manav a giderdi… Peynir çeşitleri, turşu, sucuk, salam sosis vs. mi alacak şarküteriye giderdi… Ekmek, pide mi alacak, fırına giderdi… Hafta da birde (bu gelenek halen devam ediyor) semt pazarları kurulurdu…
Gerek teknoloji alanında ki gerekse, toplumsal yaşam alanındaki değişimler, tıpkı diğer değişimler gibi çok hızlı girdi hayatımıza… Değişim, her saha da olduğu gibi, insan ihtiyaçlarının temininde kendini gösterdi… Mahallenin bakkalı, manavı, kasabı, fırını, şarküterisi, bu çok hızlı gelişime ve tüketici tercihlerine yenik düştü… Önce, ‘’GIDA PAZARI’’ adı altında büyük, büyük dükkanlar açıldı… Sonra ‘’SÜPER MARKETLER ve ZİNCİR MAĞAZALAR ve MARKETLER’’ (Migros, Tansaş vb. gibi) hayatımıza girdi ve en nihayetinde de, ‘’AVM LER’’ boy gösterdi… İster AVM ler de açılan, 2-3-5 M Migroslarda ve KİPTAŞ’ lar da olsun, isterse, zincir mağazalar grubunda yer alan, yerel ve ulusal marketlerde olsun, tüketici istediği ürünü bir arada buluyor ve alıyor… Eskisi gibi, bakkala ayrı git, manava ayrı git, fırına ayrı git devri hemen hemen kapandı. Tek, tük denilen seviyelere indi. Zaten, bu gelişmeler karşısında tutunamayan mahallenin bakkalı da, manavı da, kasabı da tek tek kapandı, bakiye de kalanlar da kapanmaya devam ediyor… Tabii ki burada, tüketici alışkanlıkları büyük rol oynuyor. Artık tüketici; ürün çeşitliliğinden, hijyen şartlara, ürün tazeliğine, görsellikten, fiyat etiketlerine kadar, pek şeye dikkat ediyor. Hatta öyle ki, belirli marketlerden alış veriş yapmak, adeta bir statü, bir sembol haline gelen, algı oluşturmuş durumdadır.
Ancak, son yıllarda ki ekonomik gelişmeler, piyasa da ekonomik alış verişi ön plana çıkarmıştır. Bilhassa, emekli, işçi, memur kesimi bu noktada dikkatli. Geçim derdi, ay sonunu nasıl getiririm düşüncesi, haliyle fiyat unsurunu öne çıkarıyor… Bu durum da, Pazar mı? Market mi? Sorusu gündeme geliyor.
Alışkanlıklar kolay değişmiyor. Pazar alışkanlığı da öyle bir şey. Sebze, meyve fiyatları aynı da olsa sözde pazar da taze bunlar.
Şimdi market yerine, semt pazarına gidip duruma yakından bakalım… Pazar kurulan alana giriş yapıyoruz;
İlk sıralardaki tezgahlara bakıyoruz… Ürünlere ve Fiyatlara bakıyoruz… Etiket koyan az... Sormak lazım, neden etiket yok.’’ Oysa görünür de Belediye Zabıtaları dolaşıyor…Belediyelerin bu zabıta memurları niçin kontrol yapmaz.! Öyle boş boş tur atmak mıdır marifet.
Patlıcan, kabak, karnabahar fiyatlarını sordum. Patlıcan ve karnabahara kilosu 5 lira dedi. Kabak fiyatını epey düşündü sonra ona da 5 lira dedi.
Güncel market fiyatlarından yüksek. Marketten pahalı dediğimde, pişkin cevapla onlarla biz nasıl baş edeceğiz…!!! Elektrik parası yok, su parası yok, personel gideri yok, vergi gideri yok, stok maliyeti yok ama, fiyatlar yüksek…. O zaman pazara gitmenin anlamı ne? Tezgahları ilerledikçe fiyatlarda düşmeler başladı.
Patlıcan 1.5 lira… Karnabahar ve kabak 3 lira… Pazarın girişindeki tezgahta 5 lira olanın fiyatlarına bakın, aynı kalitede olan mallar… Biraz ilerde yarı fiyatına.
Toplumda yozlaşma her kesimde… Esnaf da aynı, bakkal da, market de…
Markette bir üründe indirim yaparken farkında olmadığınız bir çok üründe bindirim var.
Pazar ha keza… Kimi pazarcıların sattıkları sebze, meyve de marketten pahalı… Bu salt ekonomi gerekçesiyle açıklanabilir mi? Nerde kaldı kanaat… Nerde kaldı fahiş fiyat etiği…
Hırs ve göz doymuyor adeta…
Köy yumurtası diyorlar… Gezen tavukmuş, sözde… Yumurtada en ufak leke, üzerinde tabiatın kiri yok… Makinada yıkanmış gibi… Ama satış, köy yumurtası, yersen…
Bazı ürünlerde de aldatmaca etiket var. Pazarcı hilesi. Fiyat uygun diye alan, ödemede yaparken şaşırıp kalıyor. Çünkü etiket, yarım kilo fiyatını belirtiyormuş…
Seçmediğiniz daha doğrusu pazarcının seçtirmediği ürünlerde çürük, çarık doldurma işi…
Patates ve soğanda iyiler tezgahta dizili… Siz istediğinizde tartı yanı küçük patatesler, soğanlar rastgele dolduruluyor…
Muz tartarken sanki gramla altın tartmakta. On gram fazla olmasın diye koparıp daha küçüğünü tartıya ekliyorlar…
Anlayacağınız esnaf da bozulmadan nasibini almış…Pazar ayrı dert… Market ayrı…
Atatürk çok laf söylemiş, her meslek erbabına… Söylemiş de var mı o sözlere uyan… Esnafa söylemiş… doktora söylemiş…şoföre söylemiş…öğretmene söylemiş…hemen hemen her kesime söylemiş, söylemiş…
‘Türk Öğün, Çalış, Güven’ de demiş…
Bu sözü, pazar esnafına uygulayalım… Hepsi değil, ama çok var, laf söylenecek.
Bunların öğünmesi nasıl olur? Çalışma ortada… Güven işi… Nasıl olacak?
Pazar mı? Market mi? Tercih sizin…
SON SÖZ: ‘’ TİCARETİN TEMELİ DÜRÜSTLÜKTÜR.’’