Türk mimar ve akademisyen; Türkiye'nin ilk ve tek önemli mimarlık tarihçilerinden "hocaların hocası" Prf.Dr. Doğan Kuban'ın (10 Nisan 1926 Paris / 22 Eylül 2021 İstanbul) ülkedeki bozulmanın nedenlerini ortaya koyan, her zaman okunacak bir başucu yazısı.

TÜRKİYE CEHALETİYLE ÖVÜNEN BİR ÜLKE

Çamlıca'ya inşa edilen cami,konuşmaya bile değmez.

Sultanahmet'in kopyası, cami dediğin cemaat uğradığı zaman cami olur, dağa tepeye cami yapılmaz.

Restorasyon, ancak tarih bilinciyle mümkün olur.

Kendimizi kandırmayalım; bu bilinç bizde eskiden de yoktu.

Padişah bile babasının yaptırdığını yıkar, kendisininkini yapardı.

Yıka yıkagiderdi.

Topkapı da buna dahildir, göçerliktir bu.

İstanbul'da artık plan yapılamaz, Dünya<2da da bu kadar büyük şehri planlayamazsınız.

Çareyi Anadolu'da aramalı.

Anadolu şehirlerini eğitim ve sanayiyle cazibe merkezi haline getirmeli.

Toplumda kültür yok.

200 küsur Üniversite var ama; hoca yok.

Cehalet kurbanı olarak devam ediyoruz.

Vasatlık her yerde.

Bir kültürün birikmesi,bakkaldan mal almaya benzemez.

Kentli olmak, kentte her taşınanın kentli olduğu anlamına gelmez.

Kentli olmak, çağdaş uygarlığı bütünüyle olmasa bile, biraz anlamış olmak demektir.

Beştepe'ye yapılan sarayla ilgilenmedim bile.

Mimari olarak iyi isimlerle çalışmıyorlar değerlendirmesi yapılacak bir şey değil.

Zaten orada asıl mesele yeşili yok etmiş olmak.

En tehlikeli şey inşaatçılıktır.

Çünkü inşaatçı aslında bir şey üretmez.

Arkasında entellektüel bir gelişme yoktur.

İktidar, eğitime, sanayiye para harcayacağına ekonomiyi inşaata indirgiyor.

Halkı istismar ediyor.

Cahil bir kitle para kazanmış oluyor.

Bu kadar inşaatçılık ülkeyi batıracak.

İşe gitmek için her gün yolda 3 saat kaybediyorsan,geri kalmış bir şehirde yaşıyorsun demektir.

Eski Türkiye daha namusluydu.

Şimdiye namussuz demek istemiyorum.

Ama cahil olduğu için, kolayca kötülük yapabiliyor.

Haksızlık, adaletsizlik ve cahillik kol geziyor.

Bu ülkede ağaç ve orman katliamı var, su katliamı var.

İnsan ve özellikle kadın katliamı var.

Hepsinin üzerinde hayvanlarıyla birlikte doğa katliamı var.

Kent yaşamı katliamı var.

Eskiden, atlı Bozkır Göçerleri yağma yaparak yaşarlardı.

Fethettikleri toprakları yağma ederler, halkı esir alırlardı.

Biz d kendi kentlerimizi yağma ediyoruz.

Atlı bozkır göçerleriyle atsız göçerlerin yağması arasında pek bir şey değişmedi.

Kentlerimizi yağmalarken içine de kendimizi hapsediyoruz.

Özetlersek;Türkiye cehaletiyle övünen bir ülke.

(Devam Edecek)