"Eski Dostlar"dan Muammer Avni Özel yollamış.
"Bülent Eczacıbaşı'ndan duvar yazısı olabilecek tokat gibi bir yazı" diye de eklemiş.
Vallahi; tekrardan okumaya değer.
Ben daha önce okumuştum, bir daha okudum, döndüm tekrar okudum.
***
Mesleğin doğuştan çekiciliği var.
Çocuğa sor "Büyüyünce ne olacaksın?" diye.
"Doktor olacağım" der.
En gözde damat adayıdır.
Hemen herkes kızını doktorla evlendirmek ister.
Kadınlarımız arasında "beni ne doktorlar istedi" diye başlayan atasözü bile vardır.
Şarkıdır.
Afrodizyaktır.
"Doktor civanım, seni istiyor canım.
Küçük ilanların büyük vaatleridir.
"Doktordan satılık işyeri"
Kullanılmışsa bile, doktorun kullanmış olması "kalite" göstergesidir.
"Doktora Kiralık" ilanı da öyle.
Evini vereceksen doktora ver.
Temizdir en azından, eminsindir.
Meslek seçerken, kız verirken, kocaya varırken, otomobil alırken, ev kiralarken doktor iyi.
Fikrini söylerse "şerefsiz" doktor.
Asrın liderimiz mesela, safra kesesi ameliyatı yapabilir mi?
Böbrek nakli?
Pansuman bile yapamaz.
Bebeğin hastalansa, tedavi etmesi için Binali beye götürür müsün?
Var mı aramızda böyle bir geri zekalı?
Ama çok sıradan bir bademcik ameliyatını yapabilen bir hekim, gayet güzel başbakanlık yapabilir.
Refik Saydam hekimdi.
Sadi Irmak hekimdi.
TBMM Başkanı Mustafa Kalemli hekimdi.
O halde...Reçeteye aspirin yazma yetkisi bile olmayan tiplerin hükümette en önemli makamlara gelmesini tehlikeli buluyorsun da, canını emanet ettiğin hekimlerin hükümetle alakalı fikir beyan etmesini mi sakıncalı buluyorsun?
Komada geliyorsun, bacağını kesiyor, damar çıkarıp kalbine bağlıyor gebermekten kurtuluyorsun.
Gece yarısı ateşi kırka vuran evladını Azrail'in elinden alıyor.
Kardeşinin hızara kaptırdığı parmağını yerine dikiyor.
Beyin kanamsı geçiren anneni hayata döndürüyor, babanın katarakt'tan görmeyen gözünü gördürüyor.
Eşinin kanserini erken yakalıyor.
Sonra da sen çıkıp "Hekimler devlet işlerinden benim anladığım kadar anlamaz, konuşmasınlar" diyorsun.
Türk Tabipler Birliği Başkanı olan profesör, İstanbul Üniversitesi rektörlüğü seçiminde en yüksek oyu aldı.
Ezici çoğunlukla seçilen bu profesörün rektör olmasını engellediler.
"Nuh'un cep telefonu vardı, gemisi nükleerdi, insansız hava aracı uçuruyordu" diyen arkadaşı, aynı İstanbul Üniversitesine öğretim üyesi yaptılar.
Hükümetimizin Türk Tabipler Birliği konusunda mantıklı karar verdiğini düşünüyorsan, Nuh'un telefon numarasını versene bana.
Kafasında fesle dolaşan "tımarhanelik herif, yandaş televizyonlara çıkıp, devlet yönetimine dair her türlü fikrini söyleyebilecek, Cumhurbaşkanı Sarayı'nda bilim adamı olarak ağırlanacak...
Memleketin en önemli psikiyatri profesörlerinden biri olan Türk Tabipler Birliği Başkanı fikrini söyleyemeyecek öyle mi?
Fikrini beğenmeyebilirsin.
Ben de senin fikrini beğenmiyorum.
Beğenmek zorunda mıyız?
Onarılmaz sorunlara, insani dramlara yol açan bu çatışma ortamına "hatalı teşhisler" yüzünden sürüklenmedik mi?
Hekimlerimiz devlet işlerinden anlamadığı için mi oluyor bu işler?
Madem herkes hekimlerden daha iyi biliyor, bi teşhis de ben koyayım bari.
Eğer cehalet seviyesinde Avrupa Şampiyonu olan bir ülke; sırf düşüncelerini söyledi diye hekimlerini hapse tıkmaya çalışıyorsa, o ülke hasta'dır.