Adana denildiğinde akla ilk gelen şey genellikle güneş, portakal çiçeği kokusu ve bereketli ovalar olur. Ancak kentin kuzeyine doğru yol aldığımızda bambaşka bir Adana çıkar karşımıza. Son günlerde Torosların eteklerinde etkisini gösteren kar yağışı, bu kadim şehre adeta beyaz bir masal havası katıyor. Saimbeyli’den Tufanbeyli’ye, Aladağ’dan Pozantı’ya uzanan dağ silsilesi, kartpostalları aratmayan görüntülere sahne oluyor.
Yüksek ilçelerde yağan kar yalnızca doğayı değil, insanın içini de değiştiriyor. Çatılar beyaza bürünüyor, ağaç dalları ağır ağır eğiliyor, yollar sessizliğin ortasında ince beyaz çizgiler haline geliyor. O manzaraya bakan herkesin yüzünde aynı ifade var şaşkınlıkla karışık bir hayranlık. Çünkü bu görüntüler Adana’nın alışılmış yüzünün hiç yansıtmıyor.
Belki şehir merkezine kar düşmüyor ama karın sevinci merkeze kadar ulaşıyor. Özellikle öğrenciler için bu beyaz örtü, uzaktan izlenen bir doğa olayı olmaktan çıktı. Ara tatilin verdiği boşlukla birlikte kar çocukların ve gençlerin hayatına doğrudan dokundu. Kimi ailesiyle dağ köylerine çıktı kimi okullarına getirilen kar sayesinde beyazla tanışıyor.
Ağaçların arasında karın örttüğü patikalarda yürüyen öğrenciler için bu ortam adeta doğal bir oksijen alanına dönüştü. Yazın bunaltıcı sıcaklarında nefes almakta zorlanan çocuklar şimdi serin havayı ciğerlerine dolduruyor. Her solukta yüzlerine vuran soğuk onları üşütmekten çok canlandırıyor. Derken sessizliği bir anda kahkahalar bozuyor. Kartopu savaşları başlıyor. Kimsenin kimseye kızmadığı, kazananın ya da kaybedenin olmadığı, sadece eğlencenin hüküm sürdüğü oyunlar. Kar topakları havada uçuşurken çocukluk bütün saflığıyla yeniden ortaya çıkıyor.
Saimbeyli’deki kış görüntüleri ise adeta küçük bir şenliği andırıyor. Leğenle kayanlar, bidonla hızlananlar, poşetle yokuş aşağı süzülenler. Yan tarafta kar adamı yapan aileler, biraz ileride ateş başında sucuk ekmek pişiren gençler. Herkes aynı soğuğun içinde aynı sıcaklığı paylaşıyor. Aslında bu kar sadece bir doğa olayı değil. İnsanları bir araya getiren, yüzleri güldüren, sohbetleri çoğaltan bir bahane gibi. Telefonlar sürekli fotoğraf çekiyor, videolar kayda giriyor. Çünkü herkes bu anı saklamak istiyor. Haklılar da. Bu görüntüler yıllar sonra bile bakıldığında yüzlerde tebessüm bırakacak türden çünkü.
Adana’nın ovalarında kar görmek belki zor ama ilçelerde oluşan bu beyaz örtü, kentin ne kadar zengin bir coğrafyaya sahip olduğunu bir kez daha bize hatırlatıyor. Aynı şehirde hem portakal bahçesi kokusu hem de kar sessizliği yaşanabiliyor.
Öğrenciler için ise bu günler ders kitaplarının arasına sıkışmış sıradan bir tatilden çok daha fazlası. Bu günler anlatılacak anılar, hatırlanacak kahkahalar ve yıllar sonra “Biz o kış karın içinde şöyle eğlenmiştik” denilecek hikâyeler anlamına geliyor. Belki kar birkaç gün sonra eriyecek. Yollar tekrar eski rengine dönecek. Ama o kartpostallık manzaralar ve çocukların yüreğinde bıraktığı sevinç uzun süre silinmeyecek. Çünkü bazı kışlar takvim yapraklarında kalmıyor hafızalarda iz bırakıyor.