Polonya’dan Kudret Demirkol yollamış.

Akdeniz’deki başarılarımızı anlatıyor;

***

Çok şükür bitti u iş…

Ne zamandır planlanıyordu; bunun için ne çabalar sarf edildi ve sonunda oldu.

Türkiye ve Libya “Akdeniz’de Yetki Anlaşması” imzaladı.

Yalnız o da değil “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Anlaşması” da imzalandı.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Doğu Akdeniz’in meşru tapusunun Türkiye’ye verilmesi demek.

Sırf bu anlaşmayı önlemek için Libya’yı karıştırdılar.

General Hafter adında sadık bir ABD köpeğine bu ihaleyi verdiler.

Birleşmiş Milletlerin tanıdığı meşru Ulusal Mutabakat Hükümetini yıkmaya çalıştılar.

Hafter’in arkasında sadece Amerika Birleşik Devletleri yoktu.

Fransa, Mısır, Yunanistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Rusya da Hafter’i destekliyordu.

Libya’nın meşru Hükümetinin arkasında ise sadece Türkiye vardı.

Tüm bu sırtlanlara karşı savaştılar.

Türkiye’nin Libya’ya gönderdiği zırhlı askeri araçlar, İHA’lar ve uzman askerler sayesinde Hafter büyük bir yenilgi aldı.

İsyanı yönettiği şehirdeki komuta merkezi imha edildi, kaçmak zorunda kaldılar.

O şehir UMH’nin eline geçti.

Bunlar Türkiye sayesinde oldu hep.

Tüm bu mücadele, Libya ile bu antlaşmayı imzalamak içindi.

Şimdi general Hafter’den umutlarını kestiler, başka bir sadık köpek arıyorlar.

Yunanistan ise 2014’te bu ülkedeki karışıklığı fırsat bilerek Libya’ya ait kara sularında 39 bin kilometre karelik bir alanı kendisine ilhak etti.

Düşmeye gör; üstüne böyle sırtlanlar gibi üşüşürler.

Girit Adası’nı bahane ederek yaptılar bunu.

Bu ada’yı kendi anakara sınırları gibi kabul ediyorlar.

Tamamen hukuksuz bir durum.

Uluslar arası hukukta adaların böyle ir hükmü yok.

Adalar ve kıta ülkeleri farklı değerlendiriliyor.

Buna göre adaların sadece “kara suları” var.

Kıta ülkesinin sınırları, adaların yanından geçer gider.

Nitekim Kıbrıs konusunda da böyle.

Kıbrıs bir ada olduğu için sınırlarımız Kıbrıs’ın yanından geçip gidiyor. Bu yetki alanı da resmen BM’ye bildirilmiş durumda..

Bakmayın Yunanlıların ve AB’nin “Türkiye hukuku çiğniyor” diye feryat ettiğine.

O zaman gidin “Uluslararası Mahkeme”ye.

Gidin de alın boyunuzun ölçüsünü.

Uluslar arası mahkeme adaları kaale almıyor, kıta ülkesine veriyor hakkı.

Bu konuda bir sürü “emsal karar” almış geçmişte.

Bu yüzden mahkemeye başvuramıyorlar.

Karşılıklı kıyılara sahip 2 ülke “Kıta Sahanlığı Anlaşması” imzaladıysa bu iş biter.

Bizim, Kaş, Fethiye arasındaki topraklarımız Libya ile karşılıklı kıyı olduğu için imzaladık bu anlaşmayı.

Kıbrıs’ı ve Girit’i kim takar?

Şimdi Yunanistan düşünsün.

Libya’nın zayıflığından faydalanarak kendi sularına dahil ettiği 39 bin kilometrekarelik alanı ne yapacak?

“Askeri İşbirliği Anlaşması” da imzalandı.

Artık bizim savaş gemilerimizi görecekler oralarda.

Mısır ve İsrail’in sahalarında keşfedilen petrolün, Akdeniz’den geçerek Avrupa’ya gitme ihtimali de kalmadı artık.

Önlerine duvar gibi “Mavi Vatan” sınırları çizildi.

Zaten çok yüksek maliyeti bulunuyordu.

Şimdi tamamen bitti o rüya.