Direksiyon başındaki şiddet tesadüf değil; psikolojik test yok, caydırıcı ceza yok. Yaşanan bu rezalet, sadece yol değil toplum güvenliğini de yok ediyor.

Türkiye’nin yollarında artık sadece araçlar çarpışmıyor; insanlık da çarpışıyor. Direksiyon başına geçen birçok sürücü, adeta öfkesini boşaltacak bir arena arıyor. Küfür, tokat, yumruk, sopa…

Çocukların gözleri önünde yaşanan bu vahşet manzaraları artık olağan hale geldi. Türkiye’de son dönemde trafikte yaşanan öfke patlamaları sadece yol güvenliğini değil, toplumsal huzuru da tehdit ediyor. Artık sadece kural ihlali değil, şiddet ve psikolojik kontrol kaybı da söz konusu.

Yol verme tartışmalarında küfür, tokat, hatta yumruklaşma o kadar sıradanlaştı ki. Okul servislerinin önünü kesip şoförleri tartaklayanlar, çocukların gözleri önünde korku saçıyor.

Araçlardan sopa, demir çubuk hatta beyzbol sopası çıkarıp cam kıran, diğer şoförlere saldıran kişiler adeta trafik teröristine dönüşüyor. Bir baba çocuğunun yanında tokatlanıyorsa, bir okul servisinin önü kesilip şoförü tartaklanıyorsa, bir sürücü bagajından sopa çıkarıp camları indiriyorsa bu sadece trafik sorunu değildir. Bu, toplumsal çürümenin en çıplak halidir.

Soruyorum; Bu insanlara ehliyet verirken sadece direksiyon sınavı yapmak yeterli midir? Psikolojik testler var mı? Öfke kontrolü eğitimi var mı varsa zorunlu mu?

Her yıl binlerce insanı ehliyet sahibi yapıyoruz ama sürücü değil, potansiyel saldırgan yetiştiriyoruz. Bunun bahanesi yok! Ekonomik sıkıntı, stres, trafik yoğunluğu…

Bunların hiçbiri bir çocuğun gözleri önünde babasına atılan tokadı haklı çıkarmaz. Bunların hiçbiri çocukların gözleri önünde yaşanan şiddeti haklı çıkarmaz. Bunları hiçbiri insanların araçlardan sopa çıkarıp birbirini linç etmesini meşrulaştıramaz. Çözümü yok mu? Elbette var.

Trafikte şiddet, öfke patlamaları ve kuralsızlıkların önüne geçmek için sadece cezaların değil, eğitim ve farkındalık testlerinin de artırılması gerekiyor. Trafik eğitimi sadece direksiyon becerisi değil; psikoloji, sabır, toplumsal sorumluluk ve kriz yönetimini kapsamalı. Mesela Ehliyet sistemine psikolojik test zorunluluğu getirilmeli.

Psikoteknik testi, sadece sürücülük mesleğini profesyonel olarak yapan bireyler için değil tüm sürücüler için uygulanmalı. Öfke kontrolü yapamayan, direksiyon başına geçmemeli.

Şiddet eylemlerine ağır cezalar uygulanmalı. Trafikte sopayla cam kıran kişi, sadece adli para cezasıyla değil, yıllarca trafikten men edilerek cezalandırılmalı. Belki de zorunlu kamu hizmeti görevi verilerek belirli zaman dilimlerinde çalıştırılarak kişiye farkındalık kazandırılmalı ki bir daha yapmasın. Eğitim sistemi içine trafik kültürü ve empati dersleri konulmalı.

Çünkü saygıyı ilkokulda öğrenmeyen, direksiyon başında hiç öğrenemez. Ayrıca trafikte saygı gelişmişlik göstergesidir, bunun da toplum gelişimine katkı koyacağını unutmayalım. Toplumsal farkındalık kampanyaları sürekli yapılmalı sadece trafik haftasında değil. Bugün trafikte yaşanan şiddeti video, haber, sosyal paylaşım diye izleyen toplum, yarın o şiddetin kurbanı olabilir. Trafikte yaşanan öfke patlamaları, sadece yol güvenliğini değil, bu ülkenin geleceğini de tehlikeye atıyor. Çünkü çocuklar, şiddeti seyrede seyrede büyüyor. Trafik aslında bir medeniyet sınavıdır. Biz bu sınavda her gün daha da düşük puanlar alıyoruz, deyim yerindeyse sınavda çakıyoruz. Ve eğer hala susmaya devam edersek, unutmayalım ki yarın şiddetin bedelini hep birlikte ödeyeceğiz.