Yakın geçmişte bir kamyon reklamı vardı; ‘’ Ağzı olan konuşuyor’’ diye… Sadece ağzı olan mı konuşuyor? Hiç sanmıyorum.! Aksine, bilsin, bilmesin, uzmanı ya da değil, her önüne gelen konuşuyor. Konuşan bir kesim daha var; güçlü olan, gücü elinde tutan insanlar da habire konuşuyor. Konuşmak, yararlı, faydalı olmak kaydıyla iyidir. Fakat öyle her Akla geleni dile getirmek te iyi değildir. Hangi saiklerle uygulamaya konulduğunu bilmemekle beraber, devletimize olan bakış açımız ve saygımız dolayısıyla, hep şöyle düşünürüm; devletimiz bir uygulama getiriyorsa, muhakkak ki iyi bir şeydir, faydalıdır. Son zamanlarda ki ‘SOY AĞACI’ meselesine de yaklaşımım bu yönde oldu. Mutlaka iyi etüt edilmiş, önü arkası iyi değerlendirilmiş bir projedir dedim. Bazı dostlarla da istişarelerim oldu. Uygulamaya olumlu bakanlar olduğu kadar, ‘’şimdi zamanı mıydı? Ne gerek vardı? Başımız da bir sürü sorun varken sırası mıydı? Gibi negatif görüş bildirenlerde oldu. İşte bunlardan bir tanesi:
‘’Benim hangi soydan geldiğim hiç bir kimseyi ilgilendirmez. Hatta sizin de hangi soydan geldiğinizin kimseyi ilgilendirmemesi gerekir. Geçtiğimiz senelerde bir kış vakti St.Petersburg kentine eşimle seyahat ettik. Çarlık Rusya’sının muhteşem güzellikte olan ve inşaatı uzun seneler alan bir kaç sarayın; ilgi ile dolaştık. Çok kıymetli tabloların bulunduğu bölümü gezerken ilginç bir tablonun önünde uzun zaman durduk. Bu tablo meşhur ressam RembrandtvanRijn ‘ın ABRAHAM ve oğlu İsak ile meleklerin bulunduğu bir tablo idi. Elinde bir bıçak bulunan ABRAHAM, oğlu İsak’ı tanrı için kurban etmeye çalışmasını resmetmekteydi. Abraham‘a yönelmiş melekler, bir yanda duran koyunu göstererek, onu kurban etmesini haykırır gibiydiler. Hazreti İbrahim olarak bizim bildiğimiz, TEVRAT’TA İbranice ABRAHAM olarak tanımlanır. Yani kök ; Türk değil.
Nuh peygamberin üç oğlu vardır ve bunlar SAM, HAM ve YAFET olarak tanımlanır. ABRAHAM ve SUUDİ Araplarında SAM ırkındandan geldiği söylenir. Abraham ‘ın iki oğlu vardır ve isimleri İSHAK ve İSMAİL olarak anılır. ‘ABRAHAM’ ismi aslında iki kelimeden oluşur. AB ve RAHAM kelimeleri. Bunlar İbranice BABA ve İLAHİ MERHAMET anlamlarına geldiği bilinir . Kurban olmaktan kurtulan Abraham’ın oğlu İSAK’ın ikiz oğlundan birisinin asıl adı,Yakub’dur ve bu isim sonradan İSRAİL adını alır.’’ Bu anlatımdan hareketle konumuza devam edelim…
KABEDE’deki tapınaklardan birisi de Tanrı BRAHMA’ya adanmıştı. Semavi dinlerin ilk dönemlerindeki kullanılan kelimeler bir birine benzer olmaması olası değildir diye düşünmek lazım. BRAHMA kelimesinin kökündede büyümek ve çoğalmak anlamı taşıdığını söylerler. Bu konularda bir çok araştırmalar olduğu doğrudur ancak, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ispat etmek ise, mümkün görünmemektedir.
Orta Asya’dan kavimlerin göçü, semavi dinlerin oluşmaları döneminde gerçekleştiği söylensede, Anadolu’ya akıncıların geldikleri milattan sonra 800-900 yıllarına rastlar. O yıllarda Anadolu’daki çeşitli yörelerde yerleşik IRK; Romalıların egemenliğinde yaşayan, kimi yerde sabit, kimi yerde göçebe aşiretlerden oluşmaktadır. İPEK yolu kervanlarını soyan eşkiyalardan tutunda, toprak işleyen köylülerde, bu topraklarda yaşamışlardır. Daha sonra Selçukluların istilasına uğramışlar. Selçukluların parçalanması sonrası Osmanlı Devletinin kurulması takip etmiştir. Bu arada Anadolu, Aksak Timur’un kısa bir dönem MOGOL’ ların başında bu coğrafyayı istila etmesine de şahit olmuştur. Ancak bu istilalarda Anadolu’nun boş olduğunu söyleyemeyiz. İstila sonrasıda boş kalmamıştır. Gelenlerin hepsi geri dönmüşlermi, yoksa orada burada yerleşik duruma mı geçmişler, bu konuda kayıtlı fazla bir belge bulunmamakta .
Bu konularda tez sunup, iddia edip, ispat etmek mümkün görünmemekte. İnsanların kafa yapılarından bir teori çıkarılabilirmi, bilmemekle beraber, bu konuda bir faraziye yürütmenin isabetli olmayacağını düşünmekteyim.
Çünkü Anadolu, yeryüzü coğrafyasında birçok göçlere ve sayısız devletlere sahne olmuştur.
Bu konu da, merhum Ordinaryüs Profesör Ekrem Akurgal’ın; ‘’ O meşhur ‘ANADOLU UYGARLIKLARI’ kitabına göz atmakta fayda var. Nasıl ki 6 ve 7 yüzyıllar da, Orta Asya Türkleri, Arap istilası sonrasında, beylikler, obalar, boylar halinde Mezopotamya (Bu günkü Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün vs. yöreleri) Mısır, Arabistan gibi coğrafyalara göç ettirilme ya da yerleştirilme sonun da, zamanla asimile olup, Araplaşmışlarsa, diğer ırklarda aynı şekilde zaman için de kimliklerini egemen güce sahip ırklar içinde yitirmişlerdir. Bir çoğu da tarihten silinmiştir. Sümerlerden Akadlara, Finikelilerden, Lidyalılara, TroyalılardanAkhanlara,Urartulardan,Babillilere, Hititlere kadar, daha sayısız bir çok kavim, zamanla tarihten silinmiştir.
Kimse bu ülkede yaşan insanların bir ırktan geldiğini ekranlara çıkarak topluma ‘’Biz Milleti İbrahim den geliyoruz’’ diye dikte etmeye kalkmasın. Kanıtlanmayan her söz, her söylem, kafa karıştırmaktan başka bir işe yaramaz.O bakımdan lütfen konuşmalara dikkat edelim, belgesiz, kanıtsız konuşmayalım.
SON SÖZ: ’’OTU ÇEK, KÖKÜNE BAK.’’