Dünya Kadınlar Günü’ne karşıyım.

Şimdi bu da nerden çıktı diyeceksiniz… Dünya Kadınlar Gününe sadece ben değil, kadınlar da karşı… Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Başkanı Birten Gökyay, üstüne basa basa bu güne karşı olduğunu söyledi… Neden mi?

Geçtiğimiz salı günü öğleden sonra Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Başkanı ve Dünya Üniversiteli Kadınlar Derneği ikinci Başkanı Birten Gökyay, TÜKD 2. Başkanı Mutena Yörükoğlu, TÜKD Genel Sekreteri Nigar Yaycıoğlu, Adana Şubeden Bilgin Kaya, Hacer Bingöl, Beyhan Günaştı, Zeynep Ünlüeser ve Adana Şube Başkanı Nesrin Akay’la söyleşi yaptık…

O sırada yanımda DYP Kadın Kolları Başkanı Figen Toktaş ve Birsen Akman vardı…

“Kadın kolları olmaz…” dedi Birten Hanım… “Erkek kolu var mı ki kadın kolu olsun…”

Şöyle bir durdum…

Doğru söylüyordu…

Birten Hanım konuşmasını sürdürdü: “Ben Dünya Kadınlar Günü’ne de karşıyım… Yani 364 gün erkeklerin, bir gün kadınların… Olmaz böyle bir şey… Zaten erkek kadın ayrımı yapmak yanlış… Kadın kolları hemen kaldırılmalı, tıpkı erkekler gibi kadınlar da komisyonlarda görev almalı…”

(ÇUKUROVA/Y.Sinan TANYILDIZ)

***

Rize’deki Nevrane Köyü’nden ayrılırken sadece körüklü deri bir cüzdanı olan ilkokul mezunu bir gencin hayat hikayesini sizlere aktarmaya çalıştım. Onun öğrenme isteği, titizliği ve mesleğinde yükselişini sizler için kaleme aldım ve son yazıyı da Mersin Kızkalesi Yaka Otel’le bitirmek istiyorum…

Yakup kahveci bugün 68 yaşında… Çukurova Turizmciler Birliği Onursal Başkanı ve bölgemize turizm konusunda önemli katkılar sunan biri. Kızkalesi’nde 18 odalı butik bir oteli var. Müşterisi özel…

Geçtiğimiz pazar günü yanındaydım… Kız kalesi bu mevsimde muhteşemdir. Serin bir hava, pırıl pırıl bir deniz… Amerikalılar, Hollandalılar bu bölgede hem tatil yapmaktan, hem de yer satın alıp hayatlarının son dönemlerini burada geçirmekten zevk alıyor…

Yaka Otel’in harika bir bahçesi var. Ağaçlar öyle bir boy vermiş ki sormayın gitsin. Yakup Bey’in bir de yardımcısı var. Elif Hanım. Ben bildim bileli orada çalışıyor. Yakup Bey’den çok şey öğrendi.

Otel’in bir de kaniş köpeği var. Adı Boncuk. Otele kim girerse girsin, Boncuk’u sevmek zorunda. Yoksa kıskanıyor ve bağırıyor…

Masaların örtüleri tertemiz. Yemekleri çok lezzetli. Yakup Kahveci’nin otelinde ne arzu ederseniz hazırlanıyor. Yani mutfak konusunda oldukça iddialılar…

Ve ben Yakup Kahveci’nin hayat hikayesini bu otelin bahçesinde dinledim…

Yakup Abi turlarla çalışıyor. Butik oteli internetle tüm dünyaya bağlı. Yazışmalar hep İngilizce, Fransızca ve Almanca yapılıyor…

Yakup Kahveci bölgedeki endemik bitkiler konusunda da uzman… Hangi çiçeğin nerede yetiştiğini çok iyi biliyor. Dış ülkelerden gelen turistler de zaten endemik araştırma yapan bilim adamları…

Ayrıca Yakup Kahveci bölgedeki tarihi yerlerin tamamını biliyor. Yönlendirme çalışmalarını o başlattı. Bugün Mersin bölgesindeki tarihi yerlere giden yollar asfalt ve hepsinde yönlendirme var…

İşte böyle biri Yakup Kahveci…

Aslında size anlattıklarım özet bilgiler…

O turizm konusunda tam bir danışman… Hele otelcilik konusunda gerçek bir uzman…

Kriz yıllarından birinde yine otelin bahçesinde oturuyorduk… Turların iptal edildiği yıllardı. Otel boştu ve Yakup Abi’nin de canı sıkılıyordu…

“İşler çok kötü…” dedi. “Şu savaş belimizi büktü. Ne gelen var, ne giden…”

O sırada içeri elinde sigara, kirli sakallı bir adamla ciklet çiğneyen bir bayan girdi. Adam laubali bir şekilde sordu:

“Boş odanız var mı?”

Yakup abi onları iki dakika izledikten sonra şöyle dedi:

“Otel dolidur…”

Onlar da gitti…

“Abi…” dedim “Hem iş yok diyorsun, hem de müşteriye odalar dolu diyorsun. Bu ne demektir?”

Yakup Kahveci gülümsedi… Ama “Nedenini sen bul…” dedi…

Siz olsanız ne düşünürdünüz bilmiyorum ve ben hala bu işin sırrını çözemedim. Demek ki turizmci olmak için, iyi eğitim almak gerekiyor. Bu işin ustasından yani rahle-i tedristen geçmek gerekiyor…

Nevrane Köyü’nden çıkan ve Kızkalesi’nde kendi işini yapan 68 yaşında bir ustanın hayat hikayesini sizlere aktarmak istedim…

Ve ona şunu sordum:

“Yakup abi, şimdi sana nasıl biri olduğunu sorsam, ne yanıt verirsin?”

Kahkahayı patlattı ve şöyle dedi:

“Benim gibi bir laz, bulunur az....

***

Artık bu tür keyifli haberlerini okuyamayacağız.

Sen bu mübarek günde Rabbinin yanına gittin.

Hürriyet Adana camiasını öksüz bıraktın.

Mekanın cennet olsun Sinan.

Ailenin ve dostlarının başı sağ olsun.