İnsan -sosyo-kültürel bir varlık. Ayrıca bir bedene, bir cana ve de bir ruha sahip. Dünya; yaşamın sergilediği, bir süre konuk olduğumuz bir han. Yaşam da, süresini bilmediğimiz bir zaman dilimi. Canımız: Zihin-İrade ve duyguların bir birleşimi. Canlar ölür, bedenler zamanla çürür ama, ruhlar sonsuza kadar yaşar.
Dünya yolculuğunun sonu olan ölüm, canlıların değişmez kaderi. Doğan mutlaka ölüyor. Zaten, doğmakla hem yaşamaya, hem de ölmeye başlamıyor muyuz?
Sevilen ani ölümleri, çok üzücü ve de sarsıcı. Dokunmayım Yarama adlı şiirim, böyle duygularla yazılmış bir şiir. Ama, öyle çok sevilenlerin öldükten sonra hatırlanması, unutulmaması ve de kalplere gömülmesi de, bir teselli değil mi?
DOKUNMAYIN YARAMA
Gittin, bıraktın beni
Kaderimle baş başa
Durmaksızın kanıyor
Bu yara, başka yara
Ölümün verdiği acı
Yok ki bunun ilacı
Anılar bende kaldı
Bu da veriyor acı
Özledim seni pek çok
Bilirim devası yok
Zamanla geçer derler
O sabır da, bende yok
Katlanmak zorundayım
Böylesi kahırlara
Yaralıdır benliğim
Dokunmayın yarama