Şüphesiz ki beslenme pramidinin en temel gıdalarından birisi şekerdir. Ve aynı zamanda da, en tartışmalısı…Şekerin bulunmadığı ya da doğal yapısında olmadığı bir yiyecek maddesi hemen hemen hiç yok gibi. Yediğimiz her yiyecekte mutlaka şeker var. O zaman bu şeker konusu niçin bu kadar çok tartışılıyor? Bakalım niçinmiş…!!!

Günümüzde şekerin insan sağlığı için zararlı olduğu söyleniyor ve toptan bir bakış açısı getiriliyor.

Bu yanlış bir yaklaşım.Hangi şeker daha tehlikeli ?Bunun yanıtını aramak gerekiyor. Konunun ekonomi yönü, emperyalizme bağlantılı.

Tarımcı gözüyle olayı incelediğimizde, önce kimi tespitler yapmakta yarar var.

Şeker Pancarı Üretiminin Türkiye Ekonomisindeki Yeri Neydi?

*Şeker pancarı tarımı, topraktan en yüksek düzeyde yararlanılmasını sağlayan bir etkinliktir.

*Şeker pancarı tarımı, işgücü açısından önemlidir. Üç yılı sulu buğday tarımı+1 yıl şeker pancarı tarımı şeklinde yapılan münavebeli tarım sürecinde, toplam 500 bin çiftçi ailesi şeker pancarıyla geçinir(di). Hane halkı düzeyinde bu sayı yaklaşık 2.5 milyon kişiye eşdeğer(di).Yüz bini geçen mevsimlik tarım işçisi de hasat döneminde çalışırdı. Şeker fabrikasında çalışan işçi sayısı ise 30 bin dolayındaydı.

*Şeker fabrikalarının çıktıları, üretim ekonomisinin can damarıydı.En önemli çıktısı şeker ile Türkiye şeker piyasasında egemen rol oynar(dı). Şeker eldesinden sonra kalan melas ve maya gibi yan ürünler içki ve yem sanayisinin en önemli girdisiydi.Pancar posası ise doğrudan hayvan yetiştiriciliği ve besiciliğinde ucuz ve değerli bir yem kaynağıdır.

*Şeker tarımı, taşımacılık sektörüne her yıl milyonlarca ton yük sağlamaktaydı.

Türkiye 2000’i yıllara değin, şekerini şeker pancarından üretiyordu.Bu yıllardan itibaren,”şeker pancarından şeker üretimi pahalı,şeker fabrikaları zarar ediyor” denildi,gaflet uygusundaki politikacılar tarafından ABD’den ithal edilen Bay Kemal Derviş aracılığıyla çıkarılan 15 yasanın birincisi olan “Şeker Yasası” ile kota getirildi.

Kota Ne idi?

Kemal Derviş Yasaları ile pancar yanında mısır gibi diğer bitkilerden elde edilen şeker benzeri maddelerin, kısaca Nişasta Bazlı Şeker(NBŞ) üretimine olanak sağlandı.Bunların toplam şeker üretimindeki payına “Kota” diyoruz.

Kota, başlangıçta %10 idi.Beklentiler,yüksek olan bu oranın sağlığa zararlı olduğu için AB’de olduğu üzere azaltılması yönünde iken,hükümetin, 8 Nisan 2013 tarihinde TBMM’ne sunduğu yasa tasarısı ile NBŞ kotas,ı yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkarıldı. Oysa AB ülkelerinde kota oranının % 0-4 oranında değiştiği biliniyordu.

Şekerin emperyalizmle bağlantısı ne?

Yazımızın başında konunun ekonomi yönünün, emperyalizme bağlantılı olduğunu söylemiştim. Birincisi, özelikle ABD’nin elinde bulunan mısır stoklarının eritilmesi ile ilgili.

İkincisi, AB’nin Ortadoğu pazarları ile bağlantılı.Türkiye’de şeker pancarından elde edilen şeker üretimi azalınca ,bu pazarlar başta AB ülkelerine kalacaktı ve öyle oldu. Örneğin Fransa.Yıllık şeker tüketimi 2 milyon ton olan Fransa,çıkarına uygun olduğu için 4,5 milyon ton/yıl şeker üretmeyi sürdürmektedir.Hedef,Ortadoğu pazarları idi.

Üçüncüsü ise, daha korkunç idi.NBŞ tüketimin arttırılması ile ortaya çıkan hastalıklar…

Bunu biraz açalım.

Nişasta Bazlı Şeker tüketimi sağlığımıza zarar veriyor.

Türkiye’de NBŞ mısırdan üretiliyor. Mısır Şurubu,vücutta früktoza dönüşüyor.Fruktoz, insülin direncini olumsuz olarak tetikliyor. Şeker hastalığı ve şişmanlık başta olmak üzere kanserden kalp hastalıklarına ve karaciğer yetmezliğine kadar birçok kronik hastalıkları yol açıyor. Ayrıca, pancar şekerine göre 12 kat daha fazla güçlü ve bağımlılık yapıyor.

Türkiye’de NBŞ üretimi ,beş firmanın denetiminde(*)Mısır şurubunun fiyatı, şeker pancarı şekerine göre ton başına 250-300 dolar daha ucuz ve sıvı olarak pazarlanabilmekte. Bu nedenlerle, şekerlemeler, unlu mamuller, her türlü pastalar, tatlılar, reçel, alkollü ve alkolsüz içecekler gibi şeker, gıda sanayinde yaygın olarak kullanılıyor.

NBŞ’lerin tüketimi, AB’de ve dünyada düşerken, Türkiye’de yükseliyor. Türkiye’de kişi başına NBŞ tüketimi 6 kg. iken, AB’de bu miktar 1 kg. civarında.

NBŞ Kotası’nın yükseltilmesi ekonomiyi olumsuz etkiledi.

Şeker pancarı üretimi ile ilgili çiftçi sayısı 500 bin idi,günümüzde 120 bine düştü.

Şeker pancarı üretim alanı,500 bin hektardan 272 bin 990 hektara geriledi.

Şeker ithal etmeye başladık.Şeker fabrikalarını özelleştirdik.Çok sayıda çiftçimiz ve işçimiz,işsiz kaldı.İzin verirseniz analar,babalar,nineler ve dedelere de bir kaç önerme de bulunalım mı?

Şekerlemeleri, kek ve pastaları ve reçellerimizi evimizde yapalım.

Bebeklere, çocuklara bisküvi, çikolata ve gazlı içecekleri almayalım .

TV Reklâmlarına kanmayalım. Örneğin reklamlarda kadınlarda adet öncesi dönemde, hamilelikten önce ya da sonrasında gözlemlenen gıda intoleransına karşı öğütlenen çikolataya karşı temkinli olalım. Reklâmlardaki kadınlara “İntense Krizi Sonuçta’’ dedirtmiyorlarmı?

Canımız,şerbetli tatlılar, baklava, helva ve diğer şekerlemeler gibi tatlıları çektiği zaman, mutlaka şeker pancarı şekeri kullanıp kullanmadıklarını kontrol edelim.Bu gün her şehir de yerden mantar biter gibi çoğalan ‘UNLU MAMÜLLER’’ imâlathaneleri çok ucuza şerbetli tatlı ve şekerleme satıyor. Resmen halkın sağlığıyla oynanıyor.

(*)Bu şirketler,şimdilikCargill(ABD),Amylum(Britanya ve ABD Ortaklığı),PNS(Cargill ve Ülker Ortaklığı),Tat Nişasta ve Sunar Mısır Entegre’den oluşuyor.

SON SÖZ: ‘’TATLI YİYELİM TATLI KONUŞALIM AMA, SAĞLIĞIMIZA ZARAR VERMEDEN…’’