-Aloo, Siloooooooooo..

-Söyle Hüso.

-Bak gene bildin beni.. Helal olsun len.

-Sana birşey soracam?

-Sor.

-Yalanı bilin mi?

-Bilmem, nedir?

-Seni hınzır seniiiiiiiiiiii,

benimle gafa geçiyon demi ?

-Kırk yıllık arkadaşım olmasan, sana kafa ile girişmem lazım ya, neyse... Diyeceğini de de meramını anlayalım.

-"Meramını anlayak" dimek, ne dimek Silo?

-Hüsoooooooo.

-Dinime Kuranıma bilmiyom yahuuuu.

-Hüsoooooooooooo..

-Tamam tamam kızma.. Diyeceğimi deyim de gidim..Yalan iyi mi?

-Söyleyene göre değişir.

-Yalan devamlı olarak söylense ne olur?

-Söyleyene göre değişir.

-Yalan meslek halına gelmişse ne olur?

-Söyleyene göre değişir.

-Yalan bulamadığı zaman "eli mahkum, kendi mecbur" doğru ve doğrular söylense ne olur?

-Hiçbirşey olmaz.

-Nasıl hiçbirşey olmaz len?

-"Söyleyene göre değişir" dedik ya.

-Silo gardaş, "takılmış pikap misali" bu kelamı deyip duruyon.. Söyleyen kimmiş, onu de de bilelim.

-Dinle o zaman;

-Yalanı "ha babam, de anam" şeklinde söyleyen kişi ve kişilerin sırtları kalınsa, o sırtı "ağa babalarına" dayamışsa, kaygısı yoksa, üç kuruşluk menfaat için akla hayale gelmeyen işlerle iştigal ediyor, binbir taklalar atıyorsa, ar damarı çatlamışsa, utanması iflas etmişse, yalanı doğru gibi söylerken yüzü kızarmıyorsa, Sülün Osman'a rahmet okutuyorsa kimsenin yapacak birşeyi olmaz, o-la-maz.!

-Makinalı düfek gibisin.. Anlamadım len.

-TÜİK'i duydun mu?

-Duymadım, O kim?

-Pinakyo.!!!!

-Pinakyo nirden çıktı len?

-Ben çıkarmadım, onlar, O'na çağrı yaptı; "Sana şiddetle ihtiyacımız var gel" dedi.

-Silo len..

-Ya sabırrrrrrrr.. Evet.

-İyi diyon, hoş diyon da, ben pinokyo'yu marangoz Mustafa emminin tahtadan icat ettiğini bilirdim.. Senin didiğine göre İNSAN imiş len.

-Hüso..

-Söyle gardaşım.

-Eşeği bilirmisin?

-Bilirim.

-Hah... Seni ancak eşek paklar.. "O eşeğe BİN, "bilinmezde İN."