Yazımın başlığına Milli Paramız Olan Türk Lirası ibaresini uygun buldum. Okurlarıma bu başlık tuhaf gelmiş olabilir. Öyle ya ülkemizde yaşayan her kesin milli paramızın adını bildiğini varsaymak her halde tuhaf bir şey değildir. Tuhaf olan ise Dini ve Milli değerleri her şeyin üzerinde tutan mevcut iktidarımızın, en önemli “milli değerlerimizden” birisi olan Türk Lirasının kıymetinin korunmasına bu kadar kayıtsız kalmasıdır.Zira, iktidara geldiklerinde 1.26 Türk Lirası olan A.B.D. Dolarının, günümüzde 9.60 Türk Lirasına yükselmesi içimizi sızlatmaktadır.
Döviz kurlarının bu şekilde hızlı yükselmesi sosyal ve ekonomik hayatımızı ne şekilde etkilemektedir? İlk etkisi vatandaşlarımızın ellerindeki Türk Lirasını hemen yabancı paralara veya altına dönüştürmek şeklinde olmaktadır. Son kur atağından sonra bankalardaki paraların hangi oranlara evrileceği merak konusudur. Çünkü bir ara % 53’e yükselen yabancı para oranının, % 60’lara çıkması şaşırtıcı olmayacaktır. Böyle bir tablonun Milli ve Manevi değerleri dilinden düşürmeyen iktidar partilerini üzmemesi şaşırtıcı değil midir? Ulusal bağımsızlığımızın en önemli simgelerinden olan Türk Lirasının, dünyadaki en değersiz paraların arasına girmesi, mevcut iktidarımıza mensup vatandaşlarımızı üzdüğüne adım gibi eminim.
İşin moral yanı bir tarafa, ekonomide yatacağı kısa vadeli etkileri, özellikle dar gelirlileri ciddi manada sıkıntıya sokacaktır. Başta benzin ve mazot olmak üzere elektik, doğal gaz, giysi, kırtasiye, ulaşım ve ev kiralarının ne kadar artacağı kısa sürede belli olacaktır. En kötüsü gıda fiyatlarındaki hızlı yükselme ihtimalinin olmasıdır. Daha şimdiden İstanbul’da ekmek fiyatlarının 2.5 TL olacağı konuşulmaktadır. İğneden ipliğe her şeyin ithal edildiği ülkemizde, döviz kurlarındaki artışın fiyatları yükselttiği hepimizin bildiği bir gerçektir. Bu nedenle “üretim ekonomisine” geçinceye kadar ülkemizdeki mevcut ve gelecek tüm iktidarların bu gerçeği göz önünde tutarak, döviz kurlarında yükselmeye neden olacak hareketlerden kaçınmaları hayati derecede önemli hale gelmiştir.
İktidar partisi mensuplarının kur artışlarının kısa vadeli etkilerinin önemli olmadığı, uzun vadede ihracat ve istihdamı artırarak, ekonomide rahatlama yaratacağı şeklindeki açıklamaları ise oldukça şaşırtıcıdır. Kurların 2018-2021 yıllarında hızlı bir şekilde arttığı bu dönemde, ekonomik sıkıntıların özellikle dar gelirli vatandaşlarımızı zorladığı gözle görülür hale gelmiştir. Oysa, aynı iktidarın 2002 – 2018 yılları arasındaki döneminde; kurların fazla artmadığı, üretimin, ihracatın, iç ve dış yatırımların yükseldiği,bu durumun da hepimizi ekonomik olarak rahatlattığı gözden kaçırılmamalıdır. Bu tablonun en büyük ispatı, yapılan tüm seçimleri mevcut iktidarın kazanmış olmasıdır. Seçim başarısının altında yatan en önemli faktör,vatandaşın bir önceki döneme göre ekonomisinin iyiye gitmesidir.
Saygılarımla,