Canım ülkemin vatandaşları kadar eza çeken, kahır dolu olan, yaşadıkları zorluklardan bıkıp usanan, gına gelen, oflayan, pohlayan, ötelenen, örsellenen, illallah eden, "sonumuz ne olacak?" diyen başka bir toplum var mı?
-Bilemiyorum.
Yarınlarının ne olacağını kestiremeyen, gaybana takılan, ucube garipliklere doğru seyr-ü seferlere çıkan başka bir toplum var mı?
-Bilemiyorum.
Canım ülkemin vatandaşları kadar tilki gibi takılan, tilki gibi bakan, tilki gibi düşünen, tilki gibi davranan, tilki gibi koklayan, tilki gibi kollayan, tilki gibi anlayan, tilki gibi algılayan, tilki gibi kandıran ve tilki gibi anlatan başka bir toplum var mı?
-Bilen biliyor.
Ülkemiz kadar KIL'ı, kırk milyar kırk milyon, kırk yüz bine bölüp, işin uzmanlarını ve hatta en baba dâhilerini matematikçilerini, fizikçilerini "işin içinden çıkamaz" hale dönüştüren başka bir toplum var mı?
-İşte onu biliyorum; "YOK."
......
Benim canım ülkemde milletin anasının ağlıyor olması, "tuzu kurular cenahını temsil edenler hariç" kimsenin, ama hiç kimsenin mutlu ve müreffeh olmaması, yüzlerinin gülmemesi, yarınlarını düşünmekten gözlerindeki FER'in sönmesi, mecallerinin tükenmesi, feleklerinin şaşması kimin umurunda?
Bilen varmı?
-Hayır.
Bu işlerin neden bu hale geldiğini söyleyecek bir babayiğit çıkar mı?
-Çıkmaz.
Kendilerine "laylaylom" bir dünya kuran, "öteki tarafı" unutan, hayatları boyunca hazıra konan, hazırdan yiyen, hazirun'u "Haziran" belleyen asrın bazı dönekleri, dönmeleri liboşları, boşları ve dalkavuklarıyla dolu iken... Benim canım ülkemin küstürülmüş vatandaşları;
-Asla gerçekleri göremez, olması gerekenleri "istemeye istemeye" ES geçer..
Bununla yetinilmez;
"Bugünü yaşayın, başka işlere karışmayın, ka-rış-tır-ma-yın, yarınlarla meşgul olmayın" öğüdü (!) verilir..
Pekiiiii...
"Dallama olanlar, her döneme uyanlar... Bukelamunların bile kıskanacağı biçimde her renge boyanabilenler...
Ganimeti bulanlar, para ile dertleri olmayanlar...
Kendilerinden başka kimseyi takmayanlar, tenezzül edip bakmayanlar...
Neleri düşünür, nelerle meşgul olur, nerelere bakar, neleri takar?" derseniz...
Söyleyeyim;
-Bu löplökler, bu löpürdekler, gündemi değiştirmek, memleket meselelerini başka yönlere yönlendirmek için, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ile uğraşır... Ellerinin cebinde dolaşmasını tartışır... Bir başkanın bu tür durumlara düşmemesi gerektiğini söyler.. "Ayıplar, hakir görür."
Her yanları kaşarlanmış bu müptezeller, bunu düşünür, bunu derde;
-Ellerini, ayaklarını "arka ceplerinde" dolaştıracak kadar mahir olduklarını, DEVE'yi hamuduyla İÇ ettiklerini, kul hakkı yediklerini unutur..
Asıl "vicdansızlığı ve ayıbı" kendilerinin yaptığını söylemez, söy-le-ye-mez."
NOKTA.