İki soru;

-Neyimiz kaldı?

-Neremizde neyimizi bıraktılar?

Tahmin edene, bulabilene benden "275 gram" havyar.!

Havyarı bilmeyenler olabilir..

İfade edeyim;

-Balık yumurtasıdır.. Muhteşemdir.. Yüro, dolar, elmas, pırlanta, yakut, zümrüt ve "yürü git" ile eş değerdedir.!

.........

-Doğru bir tanedir değilmi?

-İkinci doğru olmaz degilmi?

-Olsa da o doğru "DOĞRU DURMAZ" degilmi?

O zaman, "tam zamanı" diyerek, önümüzdeki ve elimizdeki DOĞRU'yu seslendirelim;

-Burunlarından kıl aldırmayan, "en iyiyi, en güzeli, en doluyu biz biliriz" diyen.. Dediklerinin tam tersini yapan, verdikleri sözler "fasaryadan tayyare, bulabilirsen (!) selam söyle o yare" çıkan, herşeyi çok bilen (!) güruhun, ekonomiyi, hayat pahalılığını, yaşam standardını, faiz belasını, altını, çeyreği ne hale getirdiğini asla unutmayacak, katta unutturmayacağız ki, bize ADAM desinler.!

65 yaşını devirdim.. Bu yaştan sonra hiçbirşeyi deviremeyeceğime göre, elimde kalan, tek sermayem, tek gücüm olan kalemime herzamkinden daha da çok sarılmaktan öte yapacağım şeyim kalmıyor be dostlar.!

O KALEM de sizlere şu satırlarla sesleniyor..

Diyor ki;

-Uyanık olma vakti geldi.. Birbirimize herzamankinden daha da çok sahiplenme ve sarılma vakti geldi.. Asıl gündem, berbatlaşan ekonomi, "yaşanamayan yaşam" iken, alakasız işlerle iştigal eyleyenlerin neleri, ne kadar yapmadıklarını, ya-pa-ma-dık-la-rı-nı sadece ülke insanlarına değil, yedi düvele anlatma zamanı geldi.!

Bunu sadece kendimiz için değil, çocuklarımız için, torunlarımız için ve -ve -ve- ve "aydınlık yarınlarımız" için yapmaya önce mecbur, sonra da mahkum olduğumuzu beyinlerinizin en nadide köşesine NAKŞ edelim.!

Neden mi?

-Zamanı geldiğinde GEREĞİNİ en kalıcı, en anlaşılır biçimde yerine getirmek için.!

"Neyimiz kaldı?" ile başlamıştım..

Şöyle bitireyim;

-OY'umuz kaldı.. İşte o "KUTSAL OY" zamanı geldiğinde, kimlerin KİM olmadığına, olamayacağına ustat Münir Nurettin Selçuk'un GÜR SESİ ile cevap verecektir.!