1958 doğumluyum..

70'li, 80'li, 90'lı yılları dolu dolu yaşadım.. Unutulmaz günleri, haftaları, ayları doya doya so-lu-dum..

Sonraki yıllardan da "kutuplar kadar" so-ğu-dum..

Sıcaklığını duyamadım, sevmedim, sevemedim, ısınamadım..

O yüzden;

"Keşke hiç gelmeseydi" der dururum..

Oysa ki, geçmiş öyle değildi..

-Çok şerefliydi.

-Çok erdemliydi.

-Çok Keremliydi.

-Çok Kerimliydi.

-Çok müşfikti.

-Çok sahiciydi.

-Çok samimiydi.

-Arkadan hançerlemek yoktu.

-Üç kuruş kazanç için, üçyüzbin takla atmak yoktu.

-Yalan yoktu mesela.

-Dümen yoktu mesela.

-Dolan yoktu mesela.

-Dolambaç yoktu mesela.

-Riya yoktu mesela.

-Hile yoktu mesela.

-Senet yoktu mesela.

-Çek yoktu mesela.

Ne vardı mesela?

-Dostluk vardı, dostça sarılmak vardı. Çok edepli, çok seviyeli, çok samimi, çok sahici, çok sıhhi komşuluk ilişkileri vardı. Yardımlaşma vardı. Her evde olmayan radyo, siyah beyaz televizyon vardı. "Komşum açken yatağa tok girmem, giremem anlayışı, ahlâkı, edebi, adâbı, adamlığı vardı. Kırık-dökük sandalyeleriyle meşhur yazlık-

kışlık sinemalar vardı. O sinemalarda adeta nefes almadan izlediğimiz, hep birlikte gülüp, hep birlikte ağladığımız "tadına doyum olmayan" siyah- beyaz filmler vardı.

Bugün inkârın, insafın, izanın, mizanın, fizanın, zevzekliğin, çapsızlığın, çakallığın, çukurluğun, tilkiliğin, dandikliğin, sevgisizliğin, seviyesizliğin, edepsizliğin, fütursuzluğun, şükürsüzlüğün, ahlâksızlığın "tavan yaptığı" ne kadar ucubelik varsa,

2 bin öncesi yıllar da yoktu.

-"Ah keşke hiç gelmeseydi" dememdeki sebebin "ana sebebinin" ne olduğunu 65'li yaşları devirmiş cenah çok iyi bilir ve kabul eder..

Bu kelamlarım onlaradır zaten.