Altını kalın hatlarla çizerek, tekrar hatırlatayım;
Karataş sahipsiz değildir. Doğduğum, Allah'ım kadar sevdiğim, bu güzel ilçeyi görmezden gelmek, işi daha da ilerilere taşıyıp, YOK sayacak anlayışa bürünmek kimsenin hakkıda, haddide değildir..
Karataş'ı Ankara ve Adana'dan gözlemlemek isteyen güruh şunu çok iyi bilsin ki;
Bu MAYA asla tutmaz..
Dünyanın en güzel, en özel, en bakir plajı, denizi ve kumu ile farkını fark ettirmesi gereken Karataş'a "Dış kapının dış mandalı" gözüyle bakan çokbilmiş efendiler(!) şu gerçeği unutmasın ki; "Dış kapının EN DIŞ MANDALI" bizzatihi kendileridir..
Bitmedi, dahası var;
"Sıcak kanlı, sevecen, saygılı, şefkatli, hoşgörücü, müşfik, haddini bilen, o haddin sınırlarını aşmayan misafirleriyle son lokmasını paylaşan güzel gönüllü, bu güzel ilçenin insanlarına sırtını dönecek adam(!)ya da adamlar(!)daha anasının karnından doğmadı..
Eksikler var, yapılması gerekenler var.. Bunlar, yasal boyutlar çerçevesinde talep ediliyor..
Yazan belli, çizen belli..
Bellli olmayan ne?
Kim, ya da kimler?
Söyleyeyim;
"Rakkaseler gibi kıvıranlar, üç maymunu oynayanlar, yapması gerekeni yapmaktan imtina edip, göbeklerini büyütmekten öte bir OT'a yaramayanlar."
Milli Emlak susar,
Milsiz Emlak pısırık durur.. Orman Müdürlüğü hiç konuşmaz.. Liman Müdürlüğü sağır kalır.. Yatırımcılar ve yaptırımcılar ağırdan alır.. Ankara'daki görmezden gelir,
İmza atacak kişi, geçişi sağlayacak efendi(!) "bana ne" diyecek kadar pişkinleşir, sorumsuzlaşır, pişkince sırıtıp, sırtını GAYB'a çevirir..
"Gerçekler" var, yaşananlar var, yaşatanlar var, yaşanacaklar var, kamyon dolusu mesele var.. Bu meselelerle mücadele etmek zorunda bırakılan Karataş var, Karataşlılar var..
Herşey var.. Birtek;
Aslanlar gibi ayağa kalkan, "Ben buradayım" diyen, diyebilen, yürekli davranan, yürekli bakan, yürekli gören, yürekli düşünen, yürekli adımlar atan, sonuca odaklanan bir Allah kulu yok..
Hal böyle olunca;
EL, elin eşeğini türkü çığırarak arıyor işte..
O eşek siyahmı, beyaz mı, benekli mi, beneksizmi, nerelidir, hangi köydedir, sahibi bellimi, "belli olan" ne zaman bulunacak, kim bulacak, nasıl bulacak,
Hangi adımları atacak?
Eli kulağında, AZ kaldı.. Yaşayıp göreceğiz ve Karataşlılar olarak, "nihâi kararı" ona göre vereceğiz..
Bunu yaptığımızda "Vakitsiz öten horozu" işte o vakit yakalama şansımız o-la-cak.!