Sanıyorum insanların en sık karşılaştığı iki kelime; iyi ve kötüdür. İş te, ev de, toplum da, sosyal hayatta, kısacası hayatın her kademesinde, bu iki kelime hep karşımıza çıkar…
İyi mi? Kötü mü? Sanki bilmece gibi, fal bakmak gibi…’’İyi mi deseemm, kötü mü deseemm’’
diye kahve falı bakarlar ya, işte öyle...Son zamanlarda ki iç ve dış olaylara bakınca, aklımıza ister istemez, iyi mi? Kötü mü sorusu geliyor…!!! Bilhassa sosyal medya da dolaşan, yabancı videolar, ABD’nin müttefiki olmasına rağmen, hasmane tutumları bu iki kelimeyi daha çok gündeme almamıza neden oluyor. Keza Almanya, Hollanda, Avusturya gibi ülkeleri de buna dahil edebiliriz.
Hani insanın bir kere bir yiyecekten ağzı yanar da , dahasonra yoğurdu bile yerken , üfleyerek tadar ya, işte şimdi öyle bir durumun oluşmaya başladığını görmekteyiz... Ben ılımlı insanlara bayılırım. Hayatta karşılaştığı konulara mutedil bakanlar, benim için çok değerlidir.
Çünkü o tip insanlar, pozitif düşünür. Problemin değil, çözümün parçası olurlar. Bazı insanlar vardır hem ön yargılıdır, hem de her konuda aniden saman alevi gibi parlar, konuyu anlamadan fikir yürütürler. Kişilerin sözlerinde bile mantık yürütmeden yaptıkları söylemlerde, çoğunlukla yanılırlar. Hatta böyle insanlara ‘’ ammada celali ‘’ derler.
Bilmem hatırlarmısınız tarihte bir CELALİ isyanları vardı. 16 ve 17 yüz yılda Osmanlı yönetimindeki Anadolu’da toplumsal ve ekonomik yapının bozulmasından kaynaklanan isyanların yer yer meydana gelmesini Osmanlı ilk etapta göz ardı etmiştir. Daha sonra otorite gevşekliğinden ortaya çıkan aşırı uç olayların, bilhassa ticaret yollarındaki güvensizlik, adil olmayan vergi toplanması, halkı isyana kışkırtmıştır. Yozgat’ta, Bozok’lu Şeyh Celal, bu isyanda 1519 da ilk başı çekenlerdendir. Kesin bir kaynak olmadığından, otorite boşluğundan yararlanarak yörede devlete isyanı simgeleyen aşiretin de başı olduğundan, bu ayaklanma hem aleviler, hemde ‘’ YÖRÜK ‘’ olarak bilinen göçebeler tarafından destek aldığı söylenir.
Devletin ağır vergi yükü altında ezilen toplum bu isyanla kendi kimliklerini kazanma yolunda verdikleri uğraşıda, Anadoluya hakim olamadılar. Ancak bu isyanların neticesi kervan yolları değişti, vergi miktarları arttı, Osmanlı tarafından Anadolu, daha fazla kenara itilmeye başlandı. Şeyh Celali den sonra, 1606 yıllarına kadar Tahvil Ahmed, Canbulatoğlu, ve Kalenderoğlu isyan hareketleri Anadoluda yaşanmıştır. Sadrazam Kuyucu Murat Paşa 1610 da büyük bir ordu ile önce Şeyh Celali ve adamlarını , daha sonra diğer isyancı kabileleri Anadolu da yakalayarak öldürttü. Onları, açtırdığı büyük kuyulara gömdürttü. Bu nedenle Murat Paşanın adı, Kuyucu Murat Paşa olarak tarihe geçer.
Bu dönemde öldürülen isyancı Şeyhlerin ne kadar olduğu ile adamlarının ne kadar olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Kayıtlarda bulunmasada, 65 bin, kimine göre de
100.000 insanın kılıçtan geçirildiği rivayet olunur.! İsyanın nedeni; Anadolu’nun ihmal edilişi, ve bu yaşayışın Anadolu insanına ağır gelmesi ile başlar. Tarlayı süren onlar, harplerde cephede savaşan onlar, devlete vergiyi verende onlar olunca, isyanın bir gerekçesi açıktır.
Yavuz Sultan Selim tarafından Şam dangetirilen Tekke ve Zaviyelerin İstanbul’a yerleşmesi, başka bir konuyuda isyan nedenlerinin içine alır. Tekke, Zaviye ve Dergahlara kayıtlananlar ile , gayriMüslimtebaa, Memaliki Osmaniye de Anadoluda yaşayan insanların mükellefiyetlerinden muaf tutulması, bu ayrıcalığın yapılması, isyanı tetikleyen gerekçeyi oluşturduğunu görmekteyiz. ‘’Nasıl bir adalet bu’’ diyen Şeyh Celal isyanında öldürülen 65 bin insanın vebali, Yavuz Hanın üstünde kalmıştır. Osmanlı’nın özü olan KAYI aşiretini, kervan soyan , halkı haraca bağlayan bir yapı içinde geliştiğini, tarihte görmekteyiz.
Geçtiğimiz günlerde halkın ortanın sağında olacağını tahmin ettiği bir parti, bilmem kaçıncı parti olarak vücut buldu. Başında bir kadın(Meral Akşener) bulunmakta. Türkiye bundan kısa bir tarih öncesi, sarışın bir bayanı Parti Başkanı olarak denedi. Önce bir bilene sordular, sonra bu sarışın bayana partiyi teslim ettiler. Etrafındaki yamyamlar hem ülkeyi bir kaosa götürdüler, hemde sarışını harcadılar. Takip eden ilk seçimde Meclis dışı kalmıştı. Biz aslında Türkiye’nin bir fırsatı yakalamasını istemiştik. Hani Margaret Thatcher’ı İngiltere’de, Angerla Merkel’i Almanya’da Başbakan olarak, ülkesine verimli ve dirayetli bir lider olarak izlemiştik…Buradan esinlenerek bizde de bir sarışın var dedik.! Amma yanıldık.!!!
İyi Parti hakkında fikir yürütmek çok erken olur kanâatindeyim.Henüz çok erken. İlerleyen zaman tutar mı? Tutmaz mı? İyi mi oldu? Kötü mü oldu? Sarışının akıbetine uğrar mı, uğramaz mı? Sabredip göreceğiz…
SON SÖZ :’’ SABREDEN DERVİŞ; MURADINA ERMİŞ, YA DA AYVAYI YEMİŞ...!!!’’