Allah'ın bize lütfettiği kaynaklarımızı birer birer tüketiyoruz.

Dünya'nın en büyük "iç denizi" niteliğinde olan Marmara Denizini de iyi ettik.

Şimdi sıra diğer deniz canlılarında.

Konusunda uzman bir dostum anlattı;

"Deniz Hıyarı da tehlikede" diye.

Deniz ürünleri ile ilişkim orta düzeyde.

O yüzden de "Deniz Hıyarı"nı pek bilmem.

Aşağıdaki yazıda bir yanlış varsa ona ait.

Bakın ne diyor?

***

"Deniz Hıyarı" denizlerin çöpçüsüdür.

Kirliliği yiyerek beslenir.

Tek bir deniz hıyarı , günde 350 kilogram, yılda 120 ton kumu, ağır metallerden arındırır.

Oksijen sağlayan deniz çınarlarını temizler.

Deniz suyunu süzen pinaları temizler, filtre görevi görür.

Tarladaki traktör misali, deniz tabanını santim santim tarayarak havalandırır, eko sistemini güçlendirir.

Bizde pek bulamazsınız ama Amerika'da ve Uzak Doğu ülkelerinde kilosu 150 dolar.

Çünkü, Uzakdoğu mutfağında çok sevilen bir yemek.

Çin'e, Japonya'ya ve Güney Kore'ye ihraç ediliyor. Lüks restoranların menülerinde yer alıyor.

Afrodizyak etkisi var.

Ayrıca kozmetikte de kullanılarak kadınları güzelleştiriyor.

Bu hıyar'ın hiç bir kurala tabi olmadan bilinçsizce avlanmasına Türkiye'de izin verildi.

Güya kota konuldu, ama kim dinler...

Talan edildi.

Kilosu pahalı ama cezası ucuz.

Haliyle kaçak avcılık patladı.

Denizlerimizde; nerede ise bir tane bile Deniz Hıyarı bırakılmadı.

Akademisyenler yalvardı "Yapmayın etmeyin" diye.

Sivil toplum kuruluşları yalvardı "Lütfen bu yağmayı durdurun" dediler.

Aklı başında balıkçı kooperatifleri yalvardı " denizimiz kirleniyor, berraklığı kayboluyor, bu gidişle turizmi öldürürsünüz" diye uyardılar.

Kimse tınmadı.

Marmara Denizinde şakır şakır kaçak avlama yapıldı.

Tekirdağ, Çanakkale, Erdek, Gemlik, Mudanya, Şarköy ve Marmara Ereğlisi'nde adeta nesli kurutuldu.

Üreme döngüsü imha edildi.

2016'dan itibaren Kuzey Ege yağmalandı.

Geçtiğimiz yıldan beri de Güney Ege yağmalanıyor.

Aynı denizi paylaştığımız Yunanistan'da mesela "Deniz Hıyarı" avlayamazsınız.

Çünkü yasak.

Kaç paraysa ödüyorlar, bizden satın alıyorlar;ama kendi kıyılarındaki "Deniz Hıyarları"na asla dokunmuyorlar.

Bizimkiler kanunla izin veriyor.

Bu arada işleri "Deniz Salyası" ile uğraşmakta olan yetkililerimiz;

"İnşallah şu müsilaj'ı bir halledelim, sıra deniz hıyarı'nın korunmasına da gelir" diyorlar.

Hıyarlık bizde.

Büyük sözü dinlemek lazım.